Anasayfa / Kararlar / 2026/850 E.

Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Ortaklığın giderilmesi davası sürerken haciz düşmez, meskeniyet şikayeti esastan incelenir

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas
2026/850
Karar
2026/4347
Karar tarihi

Özet

Alacaklı, borçlunun miras payı üzerine haciz koymuş, İİK 121 uyarınca icra mahkemesinden yetki alarak ortaklığın giderilmesi davası açmıştır. Borçlunun meskeniyet şikayeti üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, bir yıl içinde satış istenmediği için haczin düştüğünü kabul ederek karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Yargıtay, ortaklığın giderilmesi davası süresince satış isteme süresinin işlemeyeceğini, dava henüz kesinleşmediği için haczin ayakta olduğunu belirterek şikayetin esastan incelenmesi için kararı bozmuştur.

Uygulamaya etkisi

Miras payını haczettiren alacaklı, İİK 121 yetkisiyle ortaklığın giderilmesi davasını açtığında haczini korur; borçlu da haczin düştüğü gerekçesine dayanmak yerine meskeniyet koşullarını esastan ispata hazırlanmalıdır. Haczin düşüp düşmediği hesaplanırken başlangıç tarihi tapu şerhi değil, icra müdürlüğünün haciz kararı tarihidir.

In English

In a bill-of-exchange enforcement, the creditor attached the debtor's inherited share in a property and, with the enforcement court's authorisation under İİK 121, filed an action to end the co-ownership. The debtor then claimed the property was the debtor's home and exempt from attachment. The regional court held the complaint moot because no sale had been requested within one year, so the attachment had lapsed. The Court of Cassation reversed: the one-year period to request a sale does not run while the co-ownership action is pending, so the attachment was still valid and the exemption claim had to be decided on its merits. A creditor holding an attached inherited share should promptly obtain the İİK 121 authorisation and file the partition action, which keeps the attachment alive.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

İİK'nın 82. maddesine dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığı şarttır. Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine, öncelikle İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmüş olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Şikayet tarihinden önce yukarıda belirtilen maddeler uyarınca haczin düşmüş olduğunun belirlenmesi halinde, şikayetin konusu olmayacağından, başvurunun fuzuli yapıldığı kabul edilmelidir. Bununla birlikte, şikayet tarihi itibariyle satış isteme sürelerinin henüz dolmadığı hallerde ise şikayetin incelenmesi sırasında haczin ayakta olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi ve haczin düştüğünün tespiti halinde, şikayetin konusuz kaldığının kabulü gerekeceğinden, şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekecektir.

Öte yandan, taşınmazın usulüne uygun olarak haczedildiğinin kabulü için İcra Müdürlüğünce haciz kararı verilmesi yeterli olup, haczin geçerliliği ve tamamlanmış sayılması için ayrıca tapu siciline şerh verilmesi zorunlu değildir.

Bu durumda haciz tarihi ile ortaklığın giderilmesi davasını açma tarihi arasında ve karar kesinleştikten sonra satış isteme tarihine kadar geçen sürede ortaklığın giderilmesi davası süresince satış isteme süresi işlemeyeceği nazara alındığında, somut olayda ortaklığın giderilmesi kararı henüz kesinleşmediğinden dolayısı ile bir yıllık (İİK. 106) satış isteme süresi dolmadığından haczin ayakta olduğu anlaşılmaktadır.

O halde Bölge Adliye Mahkemesince; işin esasına girilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK 373/2 uyarınca bozulmuş; karar 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/