Anasayfa / Kararlar / 2026/4973 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Kıymet takdirine itirazda eksik gider avansı için kesin süre verilmeden ret yapılamaz
Özet
Borçlu, kıymet takdirine süresinde itiraz etmiş ve 2.000 TL gider avansı yatırmış; icra mahkemesi, yasal mahkeme yolluğunun (3.030,30 TL) altında kalındığı gerekçesiyle ihtarsız olarak itirazı reddetmiştir. Borçlu ihalenin feshi davasında kıymetin düşük belirlendiğini ileri sürmüş, ilk derece ve istinaf şikayeti reddetmiştir. Yargıtay, keşif ve bilirkişi giderini karşılamak üzere avans yatırılmışken noksan miktar için HMK 324 uyarınca kesin süre verilmeden ret kararı verilmesini hatalı bulmuş; kıymet takdirinin usulüne uygun kesinleşmediğini, bilirkişi keşfiyle değer belirlenip muhammen bedelin üzerinde çıkarsa ihalenin feshedilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Uygulamaya etkisi
Kıymet takdirine itirazı ihtarsız reddedilen borçlu, bu hususu ihalenin feshi aşamasında yeniden gündeme getirebilir. Alacaklı açısından, kıymet takdirinin kesinleştiğine güvenmeden önce itiraz dosyasının usulüne uygun sonuçlanıp sonuçlanmadığını kontrol etmek önem kazanır.
In English
The debtor objected in time to the valuation of an attached property and paid an advance for costs, but the amount was below the statutory minimum court travel allowance; the enforcement court dismissed the objection without giving any time limit to top it up. The debtor later sought annulment of the auction, arguing the valuation was too low. The Court of Cassation held that because the debtor had paid an advance covering site inspection and expert costs, the court should have set a definitive period under HMK 324 to complete the missing amount; the valuation therefore never became properly final. The auction court must now have an expert re-value the property and annul the sale if the value exceeds the estimated price used at the auction. Practical point: a timely valuation objection with a partial advance keeps the valuation challenge alive at the auction annulment stage.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Kıymet takdirine itiraz üzerine mahkemece verilecek kararlar kesin olmakla beraber süresinde şikayet hakkının kullanıldığı hallerde İcra Mahkemesince itirazın incelemesiz reddedilmesi ya da kıymet takdirine itiraz ederken ileri sürülen itiraz sebepleri yeterince değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi halinde, İcra Mahkemesi kararının, ihalenin feshinin istenmesi sırasında incelenmesi mümkündür. Ancak, kıymet takdirine süresinde itiraz etmeyerek yasanın öngördüğü bu olanağı kullanmayanlar, kıymet takdirine ilişkin hususları ihalenin feshi sebebi olarak ileri süremezler.
Tüm bu anlatılanlar ışığında, kıymet takdirine itiraz şikayetlerinde mahkemece yapılacak iş; İcra Mahkemesine kıymet takdirine itiraz başvurusunda bulunulurken, 7 günlük yasal şikayet süresi içerisinde en az yasal mahkeme yolluğu kadar miktar yatırılmamışsa, hiç bir ihtarat yapılmaksızın İİK'nın 128/a maddesi gereğince kıymet takdirine itiraz şikayetini reddetmek, yasal mahkeme yolluğunu karşılayacak miktar yatırılmış ise, tensip tutanağı ile keşif günü verilerek bilirkişi ücreti ve yol gideri toplamından oluşan eksik masrafın keşif gününe kadar tamamlanması için şikayetçiye kesin süre vermek ve bu kararı şikayetçiye tebliğ etmek, yatırıldığı taktirde keşfi icra etmek, yatırılmadığında ise belirlenen duruşma gününde şikayeti kesin olarak reddetmektir.
Borçlu, kıymet takdirine itiraz dilekçesini ibraz ederken keşif ve bilirkişi ücretini de karşılamak üzere avans yatırmıştır. Mahkemece HMK'nın 324/1. maddesi gereğince noksan ücret ve masrafların miktarı da belirtilerek mahkeme veznesine yatırılması için kesin mehil verilmeden ve şikayetçinin yokluğunda itirazın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenle de, kıymet takdir raporunun usulüne uygun olarak kesinleştiği kabul edilemez.
O halde; (...) İlk Derece Mahkemesince; ihalenin feshi nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazların konusunda uzman bilirkişi marifeti ile keşif yapılmak suretiyle incelenerek, taşınmazın tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde ihalenin feshine, muhammen bedelin altında olması halinde ise zarar unsuru oluşmayacağından ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek eksik inceleme ile şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İcra Hukuk Mahkemesi kararının bozulmasına 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.