Anasayfa / Kararlar / 2026/3673 E.

Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

İhalenin feshi esastan reddedilirse para cezası zorunludur, mahkeme re'sen uygulamalıdır

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas
2026/3673
Karar
2026/3632
Karar tarihi

Özet

Borçlu, taşınmazına ait kıymet takdir raporunun vekili olmayan bir kişiye tebliğ edildiğini ve taşınmazın değerinin arttığını ileri sürerek ihalenin feshini istemiştir. İcra mahkemesi işin esasına girerek şikayeti reddetmiş, ancak para cezasına hükmetmemiş; Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, İİK 134/5 uyarınca esastan ret halinde ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına hükmedilmesinin emredici ve kamu düzenine ilişkin olduğunu, aleyhe bozma yasağının bu konuda uygulanmayacağını belirterek kararı yalnızca para cezası yönünden bozmuştur.

Uygulamaya etkisi

İhalenin feshini isteyen borçlu, talebi esastan reddedilirse para cezasıyla karşılaşır; bu risk kendi temyizinde bile ortaya çıkabilir. Fesih talebi, somut ve ispatlanabilir usulsüzlüklere dayanmadan açılmamalıdır.

In English

A debtor asked the enforcement court to set aside a judicial sale of real property, arguing that the valuation report had been served on a person who was not his representative and that the property had since gained value. The court examined the merits and dismissed the request, but did not impose the monetary penalty provided by law, and the regional appeal court upheld that decision. The Court of Cassation held that when a request to set aside a sale brought by a person entitled to do so is dismissed on the merits, a penalty of up to ten percent of the sale price must be imposed; the rule is mandatory and part of public order, so it applies of the court's own motion even on the debtor's own appeal. Practical point: a debtor who challenges a sale without strong grounds risks a penalty of up to 10% of the sale price.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

Şikayet eden borçlu vekilinin temyiz itirazları yerinde değilse de; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 134/2. maddesinde "İhalenin feshini, 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 281 inci maddesinde yazılı sebepler de dâhil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla İcra Mahkemesinden şikâyet yolu ile ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilirler." hükmü, 134/5. maddesinde ise; "... İcra Mahkemesi; 1. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler dışında kalan kişilerce talep edilmesi nedeniyle, 2. Satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler bakımından feragat nedeniyle, 3. İşin esasına girerek, talebin reddine karar verirse ihalenin feshini talep edeni feshi istenen ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezasına mahkûm eder." hükmü yer almaktadır.

Yasanın para cezasına ilişkin bu hükmü emredici nitelikte olup, kamu düzenine ilişkin bulunduğundan re'sen uygulanmalıdır. Hukuk Genel Kurulunun 06.10.2004 tarih ve 2004/1-433 Esas sayılı kararında da benimsendiği üzere; kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma ilkesi nazara alınamaz.

Somut olayda şikayet eden borçlu vekili, İİK'nın 134/2. maddesinde yazılı olan ihalenin feshini isteyebilecek kişilerden olup mahkemece ihalenin feshi sebepleri incelenerek işin esasına girip şikayetin reddine karar verilmesi isabetli olmasına rağmen, aynı yasanın 134/5. maddesi uyarınca para cezasına hükmedilmemesi hatalı olup, mahkeme kararının para cezasına hasreten bozulmasına karar verilmiştir.

Sonuç: Şikayet eden borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kamu düzeni nedeniyle re'sen yapılan inceleme sonucu Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 18.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/