Anasayfa / Kararlar / 2025/466 E.

Karar · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

HGK: İpotek veren, başkasına ait taşınmazın ihalesinin feshini teminatsız isteyebilir

Mahkeme
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Esas
2025/466
Karar
2026/289
Karar tarihi

Özet

Banka, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte asıl borçlu şirket ile kendi taşınmazlarını ipotek veren üçüncü kişi aleyhine takip yapmış, asıl borçlu şirket adına kayıtlı bir taşınmaz ihale edilmişti. İpotek veren şikâyetçinin ihalenin feshi istemi üzerine 12. Hukuk Dairesi, şikâyetçinin nispi harç ve teminat yatırması gerektiğini belirterek bozma yapmış, Bölge Adliye Mahkemesi direnmişti. Hukuk Genel Kurulu, takipte borçlu tarafında yer alan ipotek verenin, taşınmazı kendisine ait olmasa da takip konusu ipotekli taşınmazların ihalesinin feshini isteyebilecek 'borçlu' konumunda olduğunu, bu nedenle nispi harç ve teminat gerekmediğini ve hukuki yararının bulunduğunu belirterek direnme kararını oy çokluğuyla yerinde buldu; esasa ilişkin itirazların incelenmesi için dosyayı 12. Hukuk Dairesine gönderdi.

Uygulamaya etkisi

İpotek veren üçüncü kişi, aynı takipteki diğer ipotekli taşınmazların ihalesine de İİK 134/2 kapsamında ilgili olarak itiraz edebilir; ihale bedelinin %5'i teminat ve nispi harç yükü doğmaz. Alacaklı ve ihale alıcısı, ipotek verenin bu tür şikâyetlerini husumet veya harç yönünden reddettirmeyi beklememelidir.

In English

A bank enforced a mortgage against the principal debtor company and against a third party who had mortgaged its own properties for the company's loan. A property registered to the debtor company was sold at auction, and the third-party mortgagor applied to set the sale aside. The 12th Civil Chamber held that the mortgagor was not one of the persons exempt from the proportional fee and 5% security, but the regional court resisted. The Assembly of Civil Chambers, by majority, held that a third-party mortgagor sued together with the principal debtor is a debtor-side party to the enforcement and may challenge the sale of any mortgaged property in the file, even one it does not own, without paying the proportional fee or posting security, and that it has a legal interest because a higher price could save its own property. Mortgagors should therefore watch every sale in the same enforcement file, not only their own.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

Hukuk davalarında olduğu gibi icra takibinde de iki taraf bulunmakta olup bunlar alacaklı ve borçludur. Şekli taraf teorisi icra hukukunda da geçerli olup borçlu, takip talebinde ve icra (ödeme) emrinde borçlu gösterilen kimsedir. İpotek veren üçüncü kişi takibin borçlu tarafında yer almakta olup kredi borçlusu ile zorunlu takip arkadaşı konumundadır. Takibe konu borçtan şahsen sorumlu olmasa bile takip borcundan taşınmazı ile sorumludur. Bu nedenle takibe konu ipotekli tüm taşınmazlar hakkında taşınmaz kendi mülkiyetinde olsun veya olmasın ihalenin feshi şikâyetinde bulunabilir (İİK md. 134/2).

Yukarıda yapılan açıklamalara göre şikâyetçi ipotek veren şahsi sorumlu olmasa da taşınmazı ile sorumlu olduğundan takip talebinde borçlu tarafında yer almakta olup İİK'nın 134. maddesinin 2. fıkrasına göre ihalenin feshini isteyebilecek ilgililerdendir. Bu nedenle şikâyetçi, adına kayıtlı olmayan takip konusu ipotekli taşınmazın ihalesinin feshini talep edebilir. Dolayısıyla şikâyetçinin İİK'nın 134. maddesinin 3 ve 4. fıkraları uyarınca nispi harç yatırmasının ve teminat göstermesinin gerekmediği sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan şikâyetçi, ihalenin feshini isteyebilecek ilgililerden olduğu gibi ihale konusu taşınmazın daha yüksek bedelle alıcı bulmasıyla takip borcunun karşılanması sonucu kendi taşınmazını satıştan kurtarabileceği veya taşınmazının daha az borçtan sorumlu olabileceği durumu ortaya çıkabileceğinden ihalenin feshi isteminde hukuki yararı da bulunmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; şikâyetçinin takibin asıl borçlusu olmayıp ipotek veren üçüncü kişi olduğu, şahsi sorumluluğu bulunmadığından kendi adına kayıtlı olmayan taşınmazın ihalesinin feshini talep edemeyeceği, ihalenin feshini talep edebilecek ilgililerden olmadığından nispi harç yatırması ve teminat göstermesi gerektiği, dolayısıyla direnme kararının bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

Sonuç: Direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunarak şikâyetçinin esasa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 12. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/