Anasayfa / Kararlar / 2026/440 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Haciz şikayet incelenirken düşerse meskeniyet şikayeti konusuz kalır, esasa girilmez
Özet
Borçlu, taşınmazına konulan hacze karşı meskeniyet şikayetinde bulunmuş; icra mahkemesi şikayeti kabul ederek haczi kaldırmış, Bölge Adliye Mahkemesi de istinafı esastan reddetmiştir. Alacaklı, bir yıllık süre içinde satış talebinde bulunmamıştır. Yargıtay, haczedilmezlik şikayeti için geçerli bir haczin bulunması gerektiğini, şikayet incelenirken haczin düşüp düşmediğinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Haciz ilk derece karar tarihinden önce düştüğünden, konusuz kalan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Uygulamaya etkisi
Satış isteme süresi geçen haciz, şikayet devam ederken de düşer ve meskeniyet şikayeti konusuz kalır; yargılama giderleri ve vekalet ücreti haklılık durumuna göre belirlenir. Alacaklı, 7343 sayılı Kanun sonrası satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamını peşin yatırmazsa haczini kaybedebilir.
In English
A debtor filed a 'family home' exemption complaint a week after the creditor attached the property. The creditor never requested a sale within the one-year period, but the enforcement court still ruled on the merits, accepted the complaint and lifted the attachment, and the regional court upheld this. The Court of Cassation held that an exemption complaint requires a valid attachment, and that the court must check whether the attachment has lapsed under the sale-request time limits while the complaint is pending. Because the attachment had already lapsed before the first-instance judgment, the court should have ruled that there was nothing left to decide, allocating costs according to which party was right, rather than deciding the merits. Creditors should note that, after the 2021 amendment, a sale request must be accompanied by full advance payment of valuation and sale costs.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
İİK'nın 82. maddesine dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığı şarttır. Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine, öncelikle İİK'nın 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmüş olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Şikayet tarihinden önce yukarıda belirtilen maddeler uyarınca haczin düşmüş olduğunun belirlenmesi halinde, şikayetin konusu olmayacağından, başvurunun fuzuli yapıldığı kabul edilmelidir. Bununla birlikte, şikayet tarihi itibariyle satış isteme sürelerinin henüz dolmadığı hallerde ise şikayetin incelenmesi sırasında haczin ayakta olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi ve haczin düştüğünün tespiti halinde, şikayetin konusuz kaldığının kabulü gerekeceğinden, şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekecektir.
Şikayete konu haciz tarihi itibariyle uygulanması gereken 7343 sayılı Kanun'la değişik İİK'nın 106. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin olarak yatırılması zorunludur.
Somut uyuşmazlıkta; takibin kesinleşmesini müteakiben alacaklının şikayete konu taşınmaza haciz konulmasına ilişkin talebi üzerine taşınmazın tapu kaydına 31.07.2023 tarihinde haciz şerhi işlendiği görülmüştür. 07.08.2023 olan şikayet tarihi itibariyle haczin ayakta ve geçerli olduğu, ancak alacaklı tarafından 1 yıllık satış isteme süresi içerisinde herhangi bir satış talebinde bulunulmadığı görülmüştür. Buna göre; İlk Derece Mahkemesinin karar tarihi olan 04.02.2025 tarihi itibariyle alacaklı tarafından usulüne uygun yapılmış bir satış talebi bulunmadığı ve bu suretle İİK'nın 110/1. maddesi gereğince taşınmaz üzerindeki şikayete konu haczin, karar tarihinden önce düştüğü tespit edilmiştir. O halde, İlk Derece Mahkemesince; şikayetin incelenmesi sırasında 31.07.2023 tarihli haciz düştüğünden konusuz kalan şikayetin esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, icra mahkemesi kararının bozulmasına 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.