Anasayfa / Kararlar / 2024/781 E.
Karar · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
HGK: Kardeşin kurduğu aynı sektördeki şirket, tek başına organik bağ kanıtı sayılmaz
Özet
Kambiyo takibinde haciz, borçlu şirketin değil üçüncü kişi şirketin ticaret sicilindeki adresinde yapılmış, üçüncü kişi istihkak iddiasında bulunmuş, alacaklı İİK 99 uyarınca iddianın reddini istemiştir. Özel Daire; üçüncü kişinin borçtan sonra borçlu şirket ortağının kardeşi tarafından kurulduğu, aynı alanda faaliyet gösterdiği ve sosyal medya kayıtlarına dayanarak muvazaanın ispatlandığını kabul etmiş, ilk derece mahkemesi ise direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, akrabalık, aynı faaliyet konusu, ortak eski çalışan ve borçtan önceye ait paylaşımların mülkiyet karinesinin aksini ve organik bağı ispata tek başına yetmediğini belirterek direnme kararını oy çokluğuyla onamıştır.
Uygulamaya etkisi
Üçüncü kişinin kendi adresinde yapılan hacizde ispat yükü alacaklıdadır; organik bağ iddia eden alacaklı, malvarlığı aktarımı, ortak adres veya yönetim gibi somut karışmayı gösteren delilleri baştan ve süresinde bildirmelidir. Benzerlik ve akrabalık tek başına haczi ayakta tutmaz.
In English
In a bill-of-exchange enforcement, machinery was attached at the registered business address of a third-party company, which claimed ownership; the creditor sued under IIK 99 arguing the third party was a sham vehicle of the debtor company. The third party had been founded after the debt arose by the brother of the debtor's manager, operated in the same sector and employed a former employee of the debtor. The Assembly of Civil Chambers held, by majority, that these facts and pre-debt social media posts were not enough to rebut the ownership presumption in favour of the third party or to prove an 'organic link' between the companies. Practical point: a creditor relying on an organic link must show transfers of assets, shared premises or management, or other concrete commingling, not mere similarity.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Organik bağ kavramının uygulanması hakkın kötüye kullanılması yasağı ve dürüstlük kuralı ilkesine dayandığından borçlunun diğer tüzel kişiliği mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin olması gerekir. Özellikle alacaklılardan mal kaçırma kastının varlığı, borcun doğduğu tarihten sonra üçüncü kişi tüzel kişiliğin kurulması hâlinde söz konusu olmaktadır. Organik bağın varlığı için tüzel kişiler arasında belirli bir iktisadi ve ticari bağımlılığın, kader birlikteliğinin veya birlikte hareket olgusunun ya da başka bir özdeşliğin bulunması gerekmektedir. Sadece benzerliklerin bulunması veya aynı alanda faaliyet göstermesi yeterli değildir.
Dava konusu taşınırlar yalnız üçüncü kişi elinde haczedildiğinden mülkiyet karinesi üçüncü kişi lehinedir. Bu nedenle üçüncü kişi elinde haczedilmiş olan malların borçluya ait olduğunu ispat yükü davacı alacaklıya düşer. Organik bağın varlığı, kendisine mülkiyet karinesinden yararlanma imkânı tanıyarak lehine hukuki sonuç doğurduğu için organik bağın varlığını ispat yükü de alacaklıdadır.
Dava konusu haciz üçüncü kişinin ticaret sicilinde kayıtlı işyeri adresinde yapılmış olup haciz yapılan adres borçluya ödeme emri tebliğ edilen, takip dayanağı senedin tanzim yerinde ve takip talebinde yazılı adresi değildir. Haciz mahallinde borçlu şirket yetkilisi hazır bulunmadığı gibi borçlu şirkete ait evraka da rastlanılmamıştır. Üçüncü kişi şirket yetkilisi ile borçlunun kardeş olması, her iki şirketin faaliyet konularının aynı olması ve üçüncü kişi şirketin işçisinin daha önce borçlu şirketin işçisi olması, borcun doğum tarihinden öncesine ilişkin sosyal medya hesabı görüntüleri ile ... e-bülten sayfa görüntüleri organik bağın varlığını ispat için tek başına yeterli değildir.
Bu durumda mal kaçırma amacı ve şirketler arasındaki özdeşliğin ispatlanamadığı ve davalı şirketler arasında organik bağ bulunmadığı anlaşılmaktadır. O hâlde mülkiyet karinesinin aksi davacı alacaklı tarafından ispatlanmadığından İlk Derece Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin direnme kararı yerindedir.
Sonuç: Davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının onanmasına, 16.09.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verilmiştir.