Anasayfa / Kararlar / 2025/9104 E.

Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

İhtirazi kayıtla ödeme istihkak davasını bitirmez; muvazaa varsa dava reddedilir

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas
2025/9104
Karar
2026/1908
Karar tarihi

Özet

Üçüncü kişi şirket, kendi sicil adresinde yapılan hacizde mahcuzların muhafazasını önlemek için dosya borcunu ihtirazi kayıtla ödemiş ve istihkak davası açmıştır. İlk derece mahkemesi davayı konusuz saymış; bölge adliye mahkemesi ise davanın ödenen bedel üzerinden süreceğini kabul ederek mülkiyet karinesine dayanıp davayı kabul etmiştir. Yargıtay, ihtirazi kayıtla ödeme nedeniyle davanın ödenen bedel üzerinden devam edeceğini doğru bulmuş; ancak haciz adresinin kredi sözleşmesinde yazılı olması, borçlunun hakim ortağı olduğu şirketlerin daha önce bu adreste kayıtlı bulunması, üçüncü kişi ortağının borçlunun kardeşi olması ve aynı yerde yapılan önceki hacizde borçluya ait güncel evrak ve odası bulunması birlikte değerlendirildiğinde muvazaa bulunduğunu belirterek davanın reddi gerektiğinden kararı bozmuştur.

Uygulamaya etkisi

Üçüncü kişinin haciz sırasında ihtirazi kayıtla ödeme yapması istihkak davasını konusuz bırakmaz, dava ödenen para üzerinden görülür. Alacaklı, aynı adreste yapılan önceki haciz tutanaklarını, sicil kayıtlarını ve ortaklık bağlarını delil olarak sunarak üçüncü kişi lehine olan mülkiyet karinesini çürütebilir.

In English

During an attachment at a third-party company's registered address, the company paid the debt into the enforcement file under protest to prevent removal of the goods and then sued to establish its ownership. The first-instance court found the case moot because the debt had been paid; the regional court held that the case continued over the amount paid and ruled for the third party, relying on the statutory presumption of ownership in its favour. The Court of Cassation agreed that a payment made under protest does not end the case, which continues over the sum paid, but reversed on the merits: the attachment address appeared in the loan agreement, companies controlled by the debtor had been registered there, the third party's shareholder was the debtor's sibling, and an earlier attachment record at the same place showed the debtor's office and current documents. Taken together, these showed the debtor and the third party acting in concert, so the claim should have been dismissed. Practical point: creditors may rely on records of earlier attachments at the same address to rebut the third party's presumption of ownership.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

Davacı üçüncü kişi tarafından 14.12.2022 tarihli haciz sırasında mahcuzların muhafaza altına alınmasını engellemek amacıyla ihtirazi kayıtla 434.049,31 TL icra dosyasına yatırılmış, 15.12.2022 tarihli dava dilekçesinde de cebri icra tehdidi altında ihtirazi kayıtla ödenen paranın alacaklıya ödenmemesi konusunda tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. Bu beyan ve ödeme, mahcuzların bedeli karşılığı ödemenin, istihkak prosedürünün devamı şartına bağlı olarak ihtirazi kayıt ileri sürülerek yapıldığı anlamına gelir. Borç, ihtirazi kayıtla ödenmiş olduğundan, menkuller üzerindeki haciz kalkmış olsa dahi, dava ödenen bedel üzerinden devam edeceğinden, yargılamaya devam edilerek, deliller toplanıp işin esasına girilmesi usulüne uygun olduğundan buna ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.

İstihkak davaları, genel hükümler çerçevesinde incelenip hükme bağlanır. Hakim, istihkak davasında tarafların gösterecekleri tüm delilleri ispat kurallarını da gözeterek serbestçe takdir eder( İİK 97/17).İstihkak davalarında mülkiyet karinesi ve ispat yükü sadece tarafların dosyada davalı veya davacı olup olmamasına göre değil, haczin yapıldığı yerin takip dosyasındaki adreslerle bağlantısı, haciz sırasında haciz mahallinde bulunan kişiler ve adresin borçluyla irtibatını kuracak bir takım bilgi ve belgelere rastlanması, takibin tarafı ve 3. kişinin ticaret sicilde ve vergi dairesinde kayıtlı adresleri ile ortaklık yapıları (hisse devirleri-tarihleri) gibi bir çok veri birlikte değerlendirilerek ortaya konulmaktadır.

Somut olayda, dava konusu hacizle aynı yerde yapılan başka bir haczin, taraflar arasında danışıklı işlem yapılıp yapılmadığının belirlenmesi açısından değerlendirilmeye alındığı, kaldı ki anılan hacizde borçlu şirkete ait evraklar bulunmuş olup evrakların niteliği, adedi, güncelliği gibi birçok veri göz önünde tutulduğunda borçlu ile üçüncü kişinin birlikte hareket ettiği, muvazaalı işlemler yaptığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü doğru değildir.

Sonuç: Davalı alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/2 uyarınca bozulmasına 25.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verilmiştir.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/