Anasayfa / Kararlar / 2025/568 E.
Karar · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
HGK: Alacağı temlik eden banka artık davadan feragat edemez; temlik sözleşmesi incelenmeli
Özet
Kefil menfi tespit davası açmış, banka da kefillere karşı itirazın iptali davası açmıştı; davalar birleştirildi. Yargılama sırasında banka vekili, alacağın 'haricen (temlik işlemi ile) tahsil edildiğini' belirterek davadan feragat dilekçesi verdi ve mahkeme davaları feragat nedeniyle reddetti. Banka, istinaf ve temyizde feragatten bir hafta önce icra müdürü önünde imzalanmış temlik sözleşmesini sundu. Hukuk Genel Kurulu, alacak temlik edildikten sonra bankanın dava konusu alacak üzerinde tasarruf yetkisinin kalmadığını, bu nedenle sonradan yapılan feragatin sonuç doğurmayacağını; mahkemenin icra dosyasını getirtip temlik sözleşmesini feragat beyanıyla birlikte değerlendirmesi gerektiğini belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozdu.
Uygulamaya etkisi
Dava sürerken alacak temlik edilirse, temlik alan HMK 125/2 uyarınca kendiliğinden davacının yerine geçer; temlik eden tarafın sonraki feragati temlik alanı bağlamaz. Alacak satın alanlar temliki mahkemeye belgeleriyle bildirmeli, borçlu taraf da feragate dayanmadan önce alacağın temlik edilip edilmediğini araştırmalıdır.
In English
A guarantor sought a declaration of non-liability and the lending bank brought a joined action to annul the guarantors' objections to enforcement. During the trial the bank's lawyer filed a 'waiver' stating the debt had been collected 'by assignment'; the court dismissed the bank's action on that basis. On appeal the bank produced an assignment agreement signed before the enforcement office about a week before the waiver. The Assembly of Civil Chambers held that once the claim had been assigned, the bank no longer had power to dispose of it, so a later waiver could not take effect; the trial court must examine the assignment agreement together with the waiver and the file. Buyers of distressed debt should make sure the assignment is notified to the court and the assignee substituted as claimant.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Maddenin 2. fıkrası gereğince davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilirse, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve davaya kaldığı yerden itibaren devam eder. Başka bir anlatımla HMK’nın 125/2. maddesinde, davacı tarafından dava konusunun üçüncü kişiye devredilmesi hâlinde, devralan üçüncü kişinin, hukuk gereği (ipso iure) davacı sıfatı ve buna bağlı olarak davayı takip yetkisi kazanacağı ve davanın yeni davacı ile süreceği kabul edilmiştir.
Dava hakkı, asıl (subjektif) hakkın içinde bulunan bir hak olduğu için asıl hakkın devri ile dava hakkı da devredilmiş olur. Bir hakkın devri, TBK’nın 183. maddesi hükümlerinde düzenlenen alacağın temliki suretiyle gerçekleşir. Alacak temlik edilince devreden kişinin, alacaklı sıfatı ile birlikte davacı sıfatı da devir alana geçer ve davacı yerine geçen üçüncü şahıs usulden doğan yetkilerini kullanabilir.
Dosya kapsamı itibariyle her ne kadar tarafların karşılıklı anlaşarak belirtilen beyanlarda bulundukları, feragatin karşılıklı yapıldığı düşünülebilirse de, dosyaya sunulan 04.04.2022 tarihli icra müdürü önünde düzenlenen ve icra müdürünün imzasını haiz, banka vekili ile üçüncü kişi arasında düzenlenen temlik sözleşmesi incelendiğinde, davaya konu edilen alacağın üçüncü kişiye devredildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda yukarıda izah edildiği üzere, davaya konu alacak üzerinde asıl davada davalı-birleşen davada davacı banka vekilinin artık tasarruf yetkisi kalmamıştır. Dolayısıyla resmî memur önünde düzenlendiği anlaşılan 04.04.2022 tarihli temlik sözleşmesinden sonra 12.04.2022 tarihinde yapılan feragat beyanının sonuç doğurmayacağı açıktır. Kimsenin sahip olmadığı bir haktan feragat edemeyeceği şüphesiz olmakla birlikte dava konusu hakkın devrinden sonra gerçekleştirilen işlemlerin taraflar bakımından doğurduğu hukuki sonuçları ayrıca değerlendirilmesi gerektiği de belirtilmelidir.
Bu durumda Özel Dairece işaret edildiği üzere; Mahkemece, ilgili icra dosyası da temin edilerek temlik sözleşmesinin içeriği ile banka vekilinin feragat beyanı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Direnme kararı, Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle HMK 371 uyarınca bozuldu; 10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi.