Anasayfa / Kararlar / 2025/8218 E.

Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

İpotekle güvenceli kefalette kefile önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla gidilmeli

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas
2025/8218
Karar
2026/3261
Karar tarihi

Özet

Banka, kredi borcunun müteselsil kefilleri aleyhine önce genel haciz yoluyla ilamsız takip, ardından asıl borçlu ve ipotek verenler aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatmıştır. Resmi akit tablolarından bazı kefillerin kefalet borçlarını da ipotekle teminat altına aldıkları anlaşılmıştır. Yargıtay, İİK 45 uyarınca kefaletini ipotekle güvenceye alan kefil hakkında da öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerektiğini belirterek, şikâyetin reddine ilişkin kararları kaldırıp bozmuştur.

Uygulamaya etkisi

Alacaklı, kefile genel haciz yoluyla gitmeden önce ipotek akit tablosunda kefalet borcunun da teminata alınıp alınmadığını kontrol etmelidir; alınmışsa önce ipotek paraya çevrilmeli, yalnızca ipotekle karşılanmayan kısım için genel haciz yoluna başvurulmalıdır. Kefil açısından bu itiraz süresiz şikâyetle ileri sürülebilir.

In English

A bank lent to a company and first started ordinary (non-mortgage) enforcement against the joint and several guarantors, then separately enforced the mortgages. The mortgage deeds showed that some guarantors had granted mortgages specifically to secure their own guarantee obligations. The question was whether the bank could pursue those guarantors through general attachment before realising the mortgage. The Court held that, under Article 45 of the Enforcement and Bankruptcy Law, a guarantor who secured the guarantee with a mortgage must first be pursued by realisation of the mortgage, and only the part not covered by the mortgage may be pursued through general attachment; the ordinary proceeding against those guarantors had to be cancelled. Creditors should check the wording of each mortgage deed before choosing the enforcement route against guarantors.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

İİK'nın 45. maddesi, asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin "rehni veren" hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla İİK'nın 45. maddesi, asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, kefiller hakkında uygulanmaz. (...) Bu konudaki başvurular, bir hakkın yerine getirilmemesine ilişkin bulunduğundan, İİK'nın 16/2. maddesi uyarınca süresiz şikayet yoluyla icra mahkemesinde ileri sürülebilir. Öte yandan bir (üçüncü) kişi, hem asıl borç için ipotek vermiş, hem de asıl borca müteselsil kefil olmuşsa, alacaklı o kişiye karşı, hem (asıl borçlu ile birlikte) ipotek veren üçüncü kişi sıfatı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir, hem de ipotek limiti dışında kalan alacak bölümü için müteselsil kefil sıfatı ile genel haciz yolu ile takip yapabilir.

Bu durumda, kredi sözleşmesinin müteselsil kefilleri, kendi kefaletlerinin teminatı olarak ipotek vermişler ise, Dairemizin içtihatları gereğince, bu halde asıl borçlu gibi haklarında öncelikle İİK'nın 45. maddesinde öngörülen rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılması zorunluluğu vardır. Diğer taraftan alacağın ipotekle karşılanmayan kısmı için müteselsil kefil aleyhine genel haciz yolu ile takip yapılabilir.

Somut uyuşmazlıkta, (...) ipotekli takibin dayanağı olan ve şikayetçi borçlulardan [iki ipotek malikinin] maliki oldukları taşınmazlar üzerine tesis edilen ipoteklere ilişkin resmi akit tablolarının incelenmesinde, adı geçen şikayetçi borçluların kefaletlerinden kaynaklanan borçlarının da rehinle teminat altına alındığı anlaşılmaktadır. O halde, İİK'nın 45. maddesinin amir hükmü gereği, [şikayetçilerden birinin] kredi borcunun asıl borçlusu olması ve borca karşılık ipotek vermesi, [diğerlerinin] ise kredi borcunun müteselsil kefilleri olmalarının yanı sıra kefaletlerinden kaynaklanan borçlara karşılık ipotek vermeleri nazara alınarak, haklarında öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması zorunlu olduğundan, İlk Derece Mahkemesince, şikayete konu genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinin adı geçen şikayetçi borçlular yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Şikâyetçi borçluların temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/