Anasayfa / Kararlar / 2026/1321 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
İpoteğin fekki davasının reddine dair kesinleşmiş karar, itirazın kaldırılmasına yeter
Özet
Alacaklı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlatmış, borçlunun itirazı üzerine icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını istemiştir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, ipotek akit tablosunun kayıtsız şartsız borç ikrarı içermediği ve alacağın İİK 68'deki belgelerle ispatlanamadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Yargıtay, borçlunun daha önce açtığı ipoteğin fekki davasının, alacaklının ipotek bedelini gönderdiği ve alacağın sabit olduğu gerekçesiyle reddedilip kesinleştiğini, bu kararın İİK 68/1'deki belgelerden biri olduğunu belirterek itirazın kaldırılması gerektiğine hükmetmiştir.
Uygulamaya etkisi
İpotek akit tablosu tek başına borç ikrarı içermese bile, alacağın varlığını tespit eden kesinleşmiş bir mahkeme kararı itirazın kaldırılması için yeterli belge sayılır. Alacaklı, borçlunun ipoteğe karşı açıp kaybettiği davaların kararlarını icra mahkemesine sunmalıdır.
In English
A creditor started non-judgment enforcement proceedings to realise a mortgage, the debtor objected, and the creditor asked the enforcement court to lift the objection. The lower courts refused, holding that the mortgage deed did not contain an unconditional acknowledgment of a money debt and that the claim was not proven by a document listed in Article 68 of the Enforcement and Bankruptcy Law. The Court of Cassation reversed: the debtor had earlier sued to cancel the mortgage, and a final judgment had dismissed that case after finding that the creditor had sent the secured amount and the debt was established. Practical point: a final civil judgment confirming the secured debt counts as an Article 68 document, so creditors should file such judgments with the enforcement court when the mortgage deed alone is not enough.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
İİK'nın 68/1. maddesi gereğince; talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenit ise, alacaklı icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir.
Somut olayda, taraflar arasında 09.04.2014 tarihinde 2.000.000 TL bedelli ipotek tesis edildiği, borçlu tarafından bahsi geçen ipoteğin fekki talebiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı, yapılan yargılama sonucunda alacaklı tarafından borçluya farklı tarihlerde 2.000.000 TL'nin gönderildiği, bu para karşılığında da ipoteğin tesis edildiği, borçlu tarafından gönderilen miktarın farklı bir alacak borç ilişkisi için gönderildiğinin ispatlanamadığı, alacağın sabit olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği ve bu kararın da Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği görülmüştür.
O halde, ipoteğin fekkinin reddine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı İİK'nın 68/1. maddesindeki belgelerden biri olup İlk Derece Mahkemesince alacaklının itirazın kaldırılmasına yönelik talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.