Anasayfa / Kararlar / 2025/8784 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Mirasın reddinin iptalinde beş yıllık süre ret beyanının yapıldığı tarihten başlar
Özet
Kamu alacaklısı, borçlu şirketin ortaklarının borca batık olmayan anne terekesini reddetmesini mal kaçırma amaçlı bir tasarruf sayarak iptal davası açtı; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, ret kararının kesinleştiği tarihi esas alarak davayı kabul etti. Yargıtay, mirasın reddinin sulh hukuk mahkemesine yapılan beyanla hüküm doğurduğunu, bu nedenle 6183 sayılı Kanun'un 26. maddesindeki beş yıllık hak düşürücü sürenin ret davasının açıldığı tarihten başladığını ve davanın süresinde açılmadığını belirtti. Ancak davanın TBK 19 kapsamında muvazaa hukuki nedenine de dayandığını, bu yönün ayrıca incelenmesi gerektiğini vurgulayarak kararı bozdu.
Uygulamaya etkisi
Mirasın reddine karşı açılacak iptal davasında süre, ret kararının kesinleşmesinden değil, mirasçının ret beyanını mahkemeye bildirdiği tarihten hesaplanmalıdır. Süre kaçmışsa alacaklı, icra takibi ve aciz belgesi şartı aranmayan muvazaa davası yolunu ayrıca değerlendirmelidir.
In English
A tax office sought to set aside the renunciation of an inheritance by the shareholders of an indebted company, arguing that they had waived a solvent estate only to keep it out of the reach of creditors. The lower courts treated the renunciation as made on the date the probate court's decision became final and allowed the claim. The Court of Cassation held that a renunciation takes effect when the heir declares it to the civil court of peace, so the five-year limitation period under Law No. 6183 ran from the filing date in 2014 and the 2022 action was out of time. It added, however, that the claim also relied on sham transaction (simulation) under Article 19 of the Code of Obligations, which is not bound by that period and must be examined separately. Practical point: creditors should act within five years of the heir's declaration, not of the final judgment, and should plead simulation as an alternative ground.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
6183 Sayılı Yasanın 26. maddesinde; İİK 284. maddesine paralel biçimde kamu alacağından dolayı açılan tasarrufun iptali davasının tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılması öngörülmüştür. Anılan dava açma süresi hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan mahkemece davanın süresinde açılıp açılmadığının re'sen incelenmesi gereklidir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince; mirasın reddine dair tasarruf işleminin, buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihte gerçekleştiği kabul edilmişse de, mirasın reddi; miras bırakanın (muris) vefatından sonra, mirasçının tek taraflı irade beyanıyla mirası reddettiğini yetkili sulh hukuk mahkemesine sözlü veya yazılı olarak bildirdiği andan itibaren hüküm ve sonuçlarını doğuracak olup, diğer mirasçıların onayına veya kabulüne de gerek olmadığından, eldeki davada tasarruf işleminin yapıldığı tarihin, mirasın reddine dair açılan davada dava tarihi olan 02.05.2014 tarihi olarak kabulü gerekmektedir. Bu durumda eldeki dava 5 yıllık hak düşürücü süre geçirilerek 04.02.2022 tarihinde açılmıştır.
Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir. Ancak iptal davası açma hakkı davacının genel hükümlere, muvazaaya dayanarak dava açmasına engel değildir.
Somut olayda, davacının talebinin aynı zamanda TBK'nın 19. maddesi gereğince açılmış muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davası olarak da kabulü ile muvazaalı olduğu iddia edilen dava konusu mirasın reddi işleminin TBK'nın 19. maddesi gereğince değerlendirilerek oluşacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
Sonuç: Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.