Anasayfa / Kararlar / 2025/9472 E.

Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Borçlunun iflasıyla haciz kalkınca karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali reddedilir

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas
2025/9472
Karar
2026/3726
Karar tarihi

Özet

Üçüncü kişi haczedilen mallar için istihkak davası açmış, alacaklı da karşı dava olarak İİK 97/17 uyarınca tasarrufun iptalini istemiştir. Yargılama sırasında borçlu şirketin iflasına karar verilip kesinleşmiş, takip düşmüş ve hacizler kalkmış; Bölge Adliye Mahkemesi her iki dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Yargıtay, istihkak davasının konusuz kaldığını kabul etmiş; ancak hukuki yararın karar kesinleşinceye kadar sürmesi gerektiğinden karşı davanın hukuki yarar yokluğundan reddi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin dava tarihindeki haklılık durumuna göre belirlenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı oy çokluğuyla bozmuştur.

Uygulamaya etkisi

Borçlunun iflası halinde haciz üzerine kurulu tasarrufun iptali davası alacaklı yönünden hukuki yarar yokluğundan reddedilebilir; bu durumda masraf ve vekalet ücretinde dava tarihindeki haklılık belirleyici olur. Karşı oyda belirtildiği gibi iflas idaresinin davaya katılımı da gündeme gelebileceğinden iflas sonrası alacaklının stratejisini masa üzerinden yeniden kurması gerekir.

In English

A third party brought an ownership claim over attached goods, and the creditor responded with a counterclaim to set aside the transfer of those goods as a fraudulent conveyance. While the case was pending the debtor company was declared bankrupt; the individual enforcement proceedings fell away and the attachments were lifted. The regional court treated both claims as moot and made no ruling on them. The Court of Cassation agreed the ownership claim was moot, but held that the creditor's counterclaim had to be formally dismissed for lack of legal interest, because legal interest must exist until the judgment becomes final; costs and lawyer's fees must then be allocated according to who was right when the suits were filed. In practice, once a debtor goes bankrupt, a creditor's own set-aside action based on an attachment is unlikely to survive, and claims should be pursued through the bankruptcy estate.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

Asıl dava üçüncü kişinin İİK 96-97 maddelerine göre açtığı istihkak davası, karşı dava ise alacaklının İİK'nin 97/17. maddesine dayalı açtığı tasarrufun iptali davasıdır. Karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının amacı, bir alacağı ödememek için, mal varlığını azaltıcı veya artışını önleyici nitelikte, borçlu tarafından yapılan tek taraflı hukuki işlemler ve fiillerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kişilerle yaptığı tüm hukuki işlemleri alacaklının alacağı ile sınırlı olarak hükümsüz sayarak işlem konusu mal veya hak üzerinde borçluya aitmiş gibi cebri icraya devam edilerek alacaklının alacağını almasına imkan sağlamaktır.

Davacı-karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından açılan istihkak davasında borçlu iflas edip takip düştüğü ve hacizler kalktığı için konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahcuz mal üzerindeki haciz de kalktığı için alacaklının icra takip işlemlerine devam etmekte hukuki yararı kalmamıştır.

HMK'nın 114/1-4. maddesinde hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararın davanın açıldığı tarih itibariyle mevcut olması yeterli değildir. Dava sonuçlanıncaya ve karar kesinleşinceye kadar hukuki yararın devamı gerekir.

Somut olayda, hacizler kalktığından, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalkmıştır. O halde asıl dava olarak açılan istihkak davasının konusuz kaldığı durumda, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddi gerekir. Bu durumda da davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ile vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekir.

Sonuç: Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371 uyarınca bozulmasına, 20.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verilmiştir. Karşı oyda, iflas idaresine tebligat yapılarak taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulamayacağı görüşü savunulmuştur.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/