Anasayfa / Kararlar / 2025/4791 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Tasarrufun iptalinde kötüniyetli ara malik, malın gerçek değeri kadar tazminle sorumlu
Özet
Vergi borcu bulunan borçlu şirketin hastane ruhsatını ve işletme hakkını zincirleme devirlerle elden çıkarması üzerine açılan tasarrufun iptali davası, son malikler yönünden kötüniyet ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmişti. Yargıtay, borçluyla organik bağı bulunan veya borçlunun mali durumunu bilebilecek ara maliklerin, ruhsatı elden çıkardıkları tarihteki gerçek değer oranında ve alacakla sınırlı olarak nakden tazmine mahkûm edilmesi gerektiğine karar verdi. Ayrıca iptal kararının tasarruf tarihine kadar oluşan vergi borcu ve fer'ileri üzerinden verilmesi, asli müdahilin nispi harcı tamamlatılmadan yargılamaya devam edilmemesi gerektiği belirtilerek karar bozuldu.
Uygulamaya etkisi
Tasarruf konusu mal iyiniyetli kişilere geçmiş olsa bile, alacaklı kötüniyetli ara maliklerden malın değerini tazmin yoluyla isteyebilir; bu nedenle davada zincirdeki tüm devralanlar hasım gösterilmelidir. Davaya asli müdahil olarak katılacak alacaklı, takip alacağı ile tasarruf konusu değerden düşük olanı üzerinden nispi harcı yatırmalıdır.
In English
A tax authority sued to set aside the transfer of a private hospital licence by an indebted company, which then passed through several successive buyers. The lower courts dismissed the case because the last holders were not shown to be in bad faith. The Court of Cassation reversed: where the asset has left the hands of a transferee who knew or should have known of the debtor's situation, that transferee must be ordered to pay the asset's real value at the date it was passed on, capped at the creditor's claim, instead of the whole case being dismissed. It also held that the claim must be calculated as the tax debt up to the transfer date, and that a third party joining as main intervener must pay the proportional court fee on the lower of the claim and the asset's value. Practical point: creditors should name every intermediate transferee who had links to the debtor, because a good-faith last owner does not end the case against them.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Tasarrufun iptali davalarında dava değeri takip konusu alacak ile iptali talep edilen tasarruf konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değere göre belirlenir. Bu durumda; mahkemece, dava konusu tasarrufların devir tarihindeki gerçek değeri ve davacının (asli müdahil ...) dava konusu alacak miktarı tespit edilerek, daha az olan miktara göre belirlenecek dava değeri üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28-a maddesine göre nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü peşin nispi harç tamamlatılmadan, yargılamaya devam edilerek karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali davalarında dava kabul edildiği takdirde tasarruf tarihine kadar olan vergi borcu fer'ileriyle hesaplanarak bu miktar üzerinden tasarrufun iptaline karar verilmesi gerekir.
İptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın tasarrufa konu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmesi gerekir.
Bu durumda; davanın [son malikler] yönünden reddi ile davalı 3. kişi ile davalı 4. kişinin dava konusu hastane ruhsatını elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle davacının yukarıdaki 3 nolu bent gereğince hesaplanacak olan alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak sorumlu tutulması (tahsilde tekerrür olmamak üzere) yönünde karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince bozulmasına, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.