Anasayfa / Kararlar / 2025/4948 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Başka malı olmadığı yazılmayan haciz tutanağı tasarrufun iptalinde aciz belgesi değildir
Özet
Bonolara dayalı takibi kesinleşen alacaklı, borçlunun taşınmazını üçüncü kişiye satışının iptalini istemiş; ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Yargıtay, tasarrufun iptali davasını ancak geçici veya kesin aciz belgesine sahip alacaklının açabileceğini, bunun resen gözetilecek dava şartı olduğunu hatırlatmıştır. Haciz tutanaklarında borçlunun haczi kabil başka malı bulunmadığı açıkça yazılmadığı ve borçlunun başka bir taşınmazda payı bulunduğu için aciz halinin ispatlanmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Uygulamaya etkisi
Tasarrufun iptali davası açmadan önce alacaklı, haciz tutanağına borçlunun haczi kabil başka malı bulunmadığının açıkça yazdırıldığını kontrol etmeli; borçlu adına kayıtlı başka mal varsa aciz halinin ispatı güçleşir. Davalı üçüncü kişi ve borçlu bakımından aciz belgesi itirazı, esasa girilmeden davanın reddini sağlayabilecek güçlü bir savunmadır.
In English
A creditor holding promissory notes sued to set aside the debtor's sale of a plot of land to a third party, and the first-instance and regional courts granted the claim. The Court of Cassation reversed, because an action to set aside a transfer can only be brought by a creditor holding a provisional or final certificate of insolvency, and this is a procedural condition the court must check of its own motion. Attachment records count as such a certificate only if they state expressly that the debtor has no other attachable assets; here they did not, and the debtor also still owned a share in another property. The claim therefore had to be dismissed without examining the merits. Foreign creditors should make sure the attachment report records in clear words that no other attachable assets were found before filing a set-aside action.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Tasarrufun iptali davasını elinde geçici veya kesin aciz belgesi bulunan alacaklı açabilir. (İİK m.277) Bu husus, dava şartı olup, hâkim görevi gereği doğrudan gözetmek zorundadır. Tasarrufun iptali davasının kendine özgü dava şartları; icra takibinin kesinleşmiş olması, tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması, gerçek bir alacağın varlığı ve son olarak; borçlu hakkında alınmış geçici veya kesin aciz vesikasının varlığıdır.
Haczedilebilir hiçbir mal bulunmadığını saptayan haciz tutanağı borç ödemeden kesin aciz belgesi hükmündedir (İİK m. 143). İcraca takdir edilen kıymete göre haczedilen malların alacağı karşılamadığı anlaşılırsa buna ilişkin haciz tutanağı da geçici aciz belgesi sayılır (m.105/2). Borçlunun haczi kabil malı bulunmadığının haciz tutanağında açıkça yazılı olması gerekir. Aksi halde tutanak aciz belgesi niteliği taşımaz.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde; davacının davasına dayanak olan [...] icra dosyasından davalı borçlu hakkında icra takibi yürütüldüğü, icra dosyasında [...] yapılan hacizlerde borçlunun haczi kabil başka malı bulunmadığının haciz tutanaklarında açıkça yazılı olmaması nedeniyle, haciz tutanaklarının aciz belgesi niteliği taşımadığı ve ayrıca borçlu adına [...] taşınmazda [...] paylı hissesinin bulunduğunun anlaşılması karşısında, dava dayanağı takip dosyasında İİK'nın 143. maddesinde belirtilen aciz belgesi sunulmadığı gibi borçlunun başkaca malvarlığı da bulunduğundan, bu durumda, davalı borçlunun aciz hali ispatlanmamış olduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile esasa girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı üçüncü kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1 uyarınca kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371 uyarınca bozulmasına, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.