Anasayfa / Kararlar / 2026/3302 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Tasarrufun iptali: haczi kabil mal bulunamayan haciz tutanağı aciz belgesi sayılır
Özet
Alacaklının açtığı tasarrufun iptali davasında ilk derece mahkemesi, bozmaya uyarak, alacaklının geçici veya kesin aciz vesikası sunmadığı ve haciz tutanaklarının borçlunun adresinde yapılmadığı gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan reddetmiştir. Yargıtay, aciz belgesinin dava açılmadan önce alınmasının zorunlu olmadığını, sonradan, hatta temyiz aşamasında sunulabileceğini, haczi kabil mal bulunmadığını tespit eden haciz tutanağının da geçici aciz belgesi niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Hacze gidilen adresin dava dilekçesinin tebliği ve borçlunun vekaletnamesi gibi belgelerle borçluya ait olduğu anlaşıldığından, aciz halinin gerçekleştiği kabul edilip esasa girilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Uygulamaya etkisi
Alacaklı, borçlunun adresinde 'haczi kabil mal bulunamadı' şeklinde düzenlenen haciz tutanağını aciz belgesi yerine kullanabilir; adresin borçluya ait olduğunu tebligat ve vekaletname gibi kayıtlarla göstermesi önemlidir. Aciz belgesinin eksikliği dava açıldıktan sonra da giderilebilir.
In English
A creditor sued to set aside the debtor's transfers of assets. Following an earlier remand, the first-instance court dismissed the action on the ground that the creditor had produced neither a provisional nor a final certificate of insolvency, so the precondition for the action was not met. The Court of Cassation reversed: a seizure report recording that no attachable assets were found at an address shown to be the debtor's counts as a certificate of insolvency, and such a certificate need not exist before the action is filed; it may be produced later, even at the appeal stage. Practical point: creditors should keep and file every 'no attachable assets' seizure report, as it can satisfy the insolvency requirement.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
İptal davasının koşullarından biri alacaklının elinde kesin (İİK 143) veya geçici (İİK 105/II) aciz belgesinin bulunması gerektiğidir. Kesin veya geçici aciz vesikasının bulunması, iptal davası için ön koşul ise de bunun davanın açılmasından önce alınması zorunlu değildir. Davanın açılmasından sonra alınabileceği gibi, temyiz aşamasında ve hatta bozmadan sonra karar düzeltme aşamasında bile alınıp ibraz edilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun haczi kabil malının bulunmaması halinde, durumu tespit eden haciz zaptı da, geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilebilir.
Davacının alacağına ilişkin başlatılan icra takibi üzerine, ... 08.02.2019 tarihinde yapılan hacizde; adreste ... 'ın hazır olduğu, borçlunun bu adreste oturmadığını, kendisinin geçici olarak eve baktığını beyan ettiği, evin boş olduğu, sadece birkaç eşyanın bulunduğu, hacze geçildiğinde haczi kabil mal olmadığının tespit edildiği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince bu adresin borçlu davalı ...'a ait olmadığı belirtilmişse de, dava dilekçesinin bu adreste borçlu ...'ın işçisi olarak ... 'a tebliğ edildiği, yine borçlu davalı ... tarafından sunulan vekaletnamede de adresinin burası olarak gösterildiği, bu haciz tutanağının fiziki olarak dosyada yer almadığından temyiz incelemesi aşamasında gözden kaçtığı anlaşılmış olup, İİK'nın 105/2. maddesine göre 08.02.2019 tarihli haciz tutanağı İİK'nın 143. maddesindeki aciz belgesi hükmündedir.
Bu durumda İlk Derece Mahkemesince davalı borçlu ...'ın aciz halinin gerçekleştiğinin kabul edilmesi, esasa girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğu görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.