Anasayfa / Kararlar / 2026/538 E.

Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Tasarrufun iptali: başka borçlular için icranın geri bırakılması kesinleşmeye engel değil

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas
2026/538
Karar
2026/2937
Karar tarihi

Özet

Alacaklı, borçlunun taşınmazlarını yakın akrabalarına devretmesine ilişkin tasarrufların İİK 277 vd. uyarınca iptalini istemiş; İlk Derece Mahkemesi davayı kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, aynı takip dosyasında İİK 71/2 uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verildiği ve takibin kesinleşmediği gerekçesiyle davayı ön koşul yokluğundan reddetmiştir. Yargıtay, icranın geri bırakılması kararının tasarrufları yapan borçlu için değil dava dışı diğer borçlular için verildiğini, davalı borçlu yönünden takibin kesinleştiğini belirterek esasa girilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Uygulamaya etkisi

Takibin kesinleşmesi her borçlu yönünden ayrı değerlendirilir; bir borçlu lehine verilen icranın geri bırakılması kararı, diğer borçluya karşı açılan tasarrufun iptali davasını engellemez. Alacaklı, dava açmadan önce tasarrufu yapan borçlu yönünden kesinleşmeyi ayrıca belgelemelidir.

In English

A creditor sued to set aside the debtor's transfers of several properties to close relatives, and the first-instance court granted the claim. The regional appeal court dismissed the case for lack of a precondition, reasoning that the enforcement proceedings were not final because an enforcement court had ordered 'icranın geri bırakılması' (stay of enforcement on the ground of payment or limitation) under Article 71/2. The Court of Cassation reversed: that order concerned two other debtors in the same file, not the debtor who made the transfers, so the proceedings against that debtor were final and the case had to be decided on the merits. The practical point: finality of enforcement proceedings is assessed separately for each debtor.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

İİK 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.

Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunması ve davanın beş yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. Bu önkoşulların bulunması halinde ise İİK'nın 278, 279. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

Somut uyuşmazlıkta Bölge Adliye Mahkemesince; (...) takibin kesinleşmediği gerekçesiyle davanın ön koşul yokluğundan reddine karar verilmişse de, sözü edilen icranın geri bırakılmasına dair verilen kararın dava dışı borçlular (...) yönünden verildiği, eldeki davada dava konusu tasarrufları yapan davalı borçlu (...) hakkında yapılan icra takibi ile ilgili bir icranın geri bırakılması kararı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu tasarruf işlemlerini gerçekleştiren davalı borçlu (...) hakkında yapılan (...) icra takibinin kesinleştiği anlaşıldığından, esasa girilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı BOZULMUŞ ve dosya HMK 373/2 uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir; 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/