Anasayfa / Kararlar / 2026/2623 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Borçlunun mirası reddedildiyse tasarrufun iptali davası reddeden mirasçılarla sürmez
Özet
Alacaklının açtığı tasarrufun iptali davası sürerken borçlu vefat etmiş, en yakın yasal mirasçılarının tamamı mirası reddetmiş, mahkeme ise davaya bu mirasçılarla devam ederek davayı reddetmiştir. Yargıtay, İİK 282 uyarınca borçlunun davada zorunlu dava arkadaşı olduğunu, mirası reddeden mirasçıların davalı sıfatı taşımadığını ve TMK 612 gereği reddedilen mirasın sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğini belirtmiştir. Tasfiye prosedürü uygulanıp borçlu için yetkilendirilecek temsilci ile taraf teşkili sağlanmadan karar verilemeyeceği gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Uygulamaya etkisi
Tasarrufun iptali davasında borçlu ölür ve mirası reddedilirse alacaklı, terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesini ve tereke için temsilci atanmasını takip etmelidir; aksi halde verilecek karar taraf teşkili eksikliğinden bozulur.
In English
A creditor brought an action to set aside a transfer of real property made by the debtor to his son. The debtor died during the proceedings and all of his nearest statutory heirs renounced the estate, but the trial court continued the case against those heirs and dismissed it. The Court of Cassation reversed, holding that where all nearest heirs renounce, the estate is liquidated under bankruptcy rules by the civil court of peace and the heirs cannot stand as defendants. The case may only proceed with a representative appointed for the liquidated estate, so creditors should push for the liquidation procedure and the appointment of that representative.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
İİK'nun 282. maddesi hükmü gereğince bu tür davalarda, davalı olarak borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Buna göre davalı olarak borçlu ile birlikte lehine tasarrufta bulunan üçüncü kişi ve bunlar tarafından devir halinde diğer üçüncü kişilerin yasal hasım olmaları gereği açıktır. Taraf ehliyeti dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gereken hususlardandır.
Bu yasal düzenleme uyarınca, mirasın birinci derecedeki mirasçıların tamamı tarafından reddi halinde miras ikinci derecedeki mirasçılara geçmez. Tereke tasfiye olunur, borçlar ödendikten sonra geriye kalan kısım varsa red vaki olmamış gibi birinci derece mirasçılarına verilir. Türk Medeni Kanununun 614. maddesinde mirasçıların sonra gelen mirasçılar yararına mirası reddedebilecekleri düzenlenmiş ise de, somut olayda bu maddeye göre yapılmış bir mirasın reddi talebi de bulunmamaktadır.
Dava konusu olayda, murisin mirasının en yakın mirasçıları tarafından reddedildiği açıktır. Mirasın iflas hükümlerine göre tasfiyesi için yasal prosedürün uygulanıp, sonuçlandırıldığı takdirde mirası reddedilen borçlu için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci ile davaya devam edilmesi ve buna göre taraf teşekkülü sağlandıktan sonra karar verilmelidir.
Taraf teşkili, yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınması gereken bir husustur. Nitekim mahkemece, borçlunun ölümü üzerine taraf teşkili sağlanmaya çalışılmış ise de TMK'nın 612. ve devamı maddeleri yanlış yorumlanarak, alt soy mirascıların davaya dahili hatalı olmuştur.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 29.04.2026 gününde oy birliğiyle karar verildi.