Anasayfa / Kararlar / 2025/8173 E.

Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Tasarrufun iptali: şirket taşınmazlarının devri işletme devri mi, defterden incelenmeli

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas
2025/8173
Karar
2026/1656
Karar tarihi

Özet

Alacaklı, borçlu şirketin takipten önce bağımsız bölüm ve villalarını devretmesine ve sonraki satışlara ilişkin tasarrufların iptalini, elden çıkan taşınmazlar için de bedel tazminini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı bir davalı yönünden kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi ise davayı tümüyle reddetmiştir. Yargıtay, devredilen taşınmazların borçlu şirketin aktifinin önemli bir kısmını oluşturup oluşturmadığının şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi ve devirlerin İİK 280/3 anlamında ticari işletme devri niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.

Uygulamaya etkisi

Borçlu şirket varlıklarının önemli kısmını elden çıkarmışsa alacaklı, ticari defterlerin incelenmesini talep ederek İİK 280/3'teki zarar verme kastı karinesinden yararlanmayı gündeme getirmelidir. Devralan taraf için bu karine ancak devrin kanunda öngörülen şekilde önceden bildirildiği veya ilan edildiği ispatlanarak çürütülebilir.

In English

A creditor of a company sought to set aside the company's transfers of several apartments and villas, and later onward sales, arguing they were made to defeat creditors. The trial court partly granted the claim, but the regional appeal court dismissed it entirely. The Court of Cassation reversed, holding that the courts first had to examine, through an expert review of the debtor company's commercial books, whether the transferred properties made up a significant part of its assets and whether the transfers therefore amounted to a transfer of a business under Article 280/3 of the Enforcement and Bankruptcy Law, where intent to harm creditors is presumed. Practical point: when a company sells off its main assets, creditors should ask the court to examine its books, as this can trigger the statutory presumption.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

İptal davasından maksat, İİK.nun 278, 279... maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Bu davanın ön koşulu ise, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK'nın 277 md) bulunmasıdır. Ön koşulun bulunması halinde ise İİK'nın 278, 279... maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.

İİK'nın 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, İİK'nın 280/son fıkrasında ise; ticari işletmenin veya iş yerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber iş yerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılanını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda; dava konusu borçlu şirkete ait taşınmazların borçlu şirketin aktifinin önemli bir kısmını oluşturup oluşturmadığının yine borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile belirlenmesi ve taşınmazların devrinin İİK 280/3. maddesi gereğince ticari işletme devri niteliğinde olup olmadığı hususu değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yeterli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/