Anasayfa / Kararlar / 2025/7085 E.

Karar · Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Menfi tespitte vekaletin kötüye kullanıldığı iddiası her türlü delille ispatlanabilir

Mahkeme
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas
2025/7085
Karar
2026/4613
Karar tarihi

Özet

Borçlu, eski vekilinin davalı şirket yetkilisiyle birlikte hareket ederek kendi adına iki bono düzenlediğini ve bonolara azilden önceki tarihlerin atıldığını ileri sürerek menfi tespit davası açmıştır. İlk derece mahkemesi bu iddianın HMK 201 uyarınca kesin delille ispatı gerektiğini kabul ederek davayı reddetmiş, istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Yargıtay, vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının her türlü delille ispatlanabileceğini ve kesin delil aranmasının hatalı olduğunu belirtmiştir. Ancak davacı tanık deliline dayanmadığı ve diğer delillerle iddiasını ispat edemediği için kararı sonucu itibarıyla doğru bulup onamıştır.

Uygulamaya etkisi

Vekil eliyle düzenlenen senetlere karşı açılan menfi tespit davasında borçlu, kötüye kullanma iddiası için tanık dahil tüm delillerini dava dilekçesinde açıkça bildirmelidir; delil gösterilmezse doğru hukuki nitelendirme bile sonucu kurtarmaz. Alacaklı açısından senet tarihine ilişkin itirazlar karşısında ispat yükü borçluda kalmaya devam eder.

In English

A debtor sued for a declaration that he owed nothing on two promissory notes enforced against him, claiming that his former attorney-in-fact had signed them in his name in collusion with the creditor company and backdated them to a time before his power of attorney was revoked. The first-instance court held that such an allegation could only be proved by written ('conclusive') evidence and dismissed the claim; the regional court upheld the dismissal. The Court of Cassation affirmed the outcome but corrected the reasoning: misuse of a power of attorney can be proved by any means of evidence, including witnesses. The claim still failed because the debtor had not named any witnesses and his other evidence was insufficient, so debtors raising this defence should offer witness evidence from the outset.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

Dava, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan icra takibine konu iki adet senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkin olup, uyuşmazlık, dava konusu senetlerin azil tarihinden sonra düzenlenip düzenlenmediği, buradan varılacak sonuca göre vekâlet yetkisinin kötüye kullanıldığı iddiasının ispatlanıp ispatlanmadığı noktasında toplanmaktadır.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda sonucu itibari ile isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davacının, vekili olan dava dışı kişi ile davalı şirket yetkilisinin işbirliği içerisinde kendisi aleyhine senet tanzim edildiği, bu şekilde vekâlet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasının kesin delille ispatlaması gerektiği yönündeki gerekçenin hatalı olmasına, bu iddianın her türlü delille ispatının mümkün olmasına, ancak davacının tanık deliline dayanmamış olmasına, dayandığı diğer deliller ile de iddiasını ispat edememiş olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 370/1 uyarınca onanmasına 14.09.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/