Anasayfa / Kararlar / 2026/1911 E.
Karar · Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Yetkisi sona ermiş eski temsilci aleyhine çeke dayalı doğrudan ihtiyati haciz verilemez
Özet
Çek hamili, karşılıksız çıkan şirket çeki nedeniyle şirkete değil, keşide tarihinde temsil yetkisi sona ermiş olan eski yöneticiye karşı TTK 678 uyarınca ihtiyati haciz istemiştir. Bölge adliye mahkemeleri bu konuda farklı kararlar verdiğinden uyuşmazlığın giderilmesi Yargıtay'dan istenmiştir. Yargıtay, iddiaların yargılamayı gerektirdiği, yaklaşık ispatın sağlanmadığı ve şirketin TBK 46/1 uyarınca işleme sonradan icazet verebileceği gerekçesiyle, bu durumda yetkisiz temsilci aleyhine doğrudan ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğine karar vermiştir.
Uygulamaya etkisi
Yetkisi sona ermiş yöneticinin imzaladığı ileri tarihli çeklerde alacaklı, şirkete başvurmadan doğrudan imza sahibine karşı ihtiyati hacze gidemez; imza sahibinin şahsi sorumluluğu ancak alacak davasında tartışılabilir. Bu karar uyuşmazlık giderme niteliğinde olduğundan bölge adliye mahkemelerine yön verecektir.
In English
A creditor holding a dishonoured company cheque sought a pre-judgment attachment ('ihtiyati haciz') not against the company but personally against its former manager, arguing that he had lost his signing authority before the date written on the cheque and was therefore personally liable as an unauthorised signatory under Article 678 of the Turkish Commercial Code. Two regional appeal courts had ruled differently on this point, and the Court of Cassation was asked to settle the conflict. The Court held that no attachment can be granted directly against the former representative in these circumstances: the creditor has not shown its claim with the required likelihood, the matter needs a full trial, and the company may still ratify the signature under Article 46 of the Code of Obligations. In practice, a creditor should first pursue the drawer company and raise the personal liability of the signatory in ordinary proceedings.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
İhtiyati haciz İİK'nın 257. maddesinde düzenlenmiş olup anılan madde hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın rehinle temin edilmemiş olması ve vadesi gelmiş bir para borcunun bulunması gerekmektedir. TTK'nın 818/1-c maddesi hükmü gereğince çeklerde de uygulanacak aynı Kanun'un "yetkisiz imza" başlıklı 678. madde hükmü, "Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir." düzenlemesini içermekte olup bu hükme göre yetkisiz temsilciye başvurmak için temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilci sıfatıyla ya da yetkisini aşarak temsilci sıfatıyla bir çeke imza koyması gerekmektedir.
Muhatap banka tarafından çekteki keşideci imzasının çekin keşide tarihi itibariyle yetkili temsilciye ait olmadığı gerekçesiyle ya da çekin karşılığının hesapta bulunmaması nedeniyle yetkili hamile para ödenmemiş olsa bile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) yetkisiz temsile ilişkin 46/1. maddesi hükmü uyarınca temsil olunanın (şirketin) işleme sonradan icazet vermesi, başka bir deyişle işlemi onamasının mümkün olduğu göz önüne alındığında, TTK'nın 678. madde hükmünde açıklanan şartlar gerçekleşmeden doğrudan yetkisiz temsilci hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesi doğru olmadığı gibi ihtiyati haciz talebine konu çek/çekler şirkete ait olup muterize ait imzanın da şirket adına atıldığı gözetildiğinde ancak bir alacak davasına konu hususların tartışılabileceği bir durumda yetkisiz temsilci hakkında doğrudan ihtiyati haciz kararı verilmesi isabetli bulunmadığından aşağıdaki şekilde uyuşmazlığın giderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: Şirket adına tanzim edilen ve karşılıksız çıkan veya muhatap banka tarafından bedeli ödenmeyen çeke dayalı olarak, şirkete başvurmadan doğrudan TTK'nın 678. maddesi uyarınca keşide tarihinde yetkili olmayan temsilciye karşı İİK'nın 257. maddesine göre ihtiyati haciz kararı verilemeyeceğine, uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verilmiştir.