Anasayfa / Kararlar / 2026/370 E.
Karar · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Konkordato reddedilen şirketin iflasından önce yetkilisi usulüne uygun çağrılıp dinlenmeli
Özet
Konkordato talebi, gider avansının yatırılmaması ve şirketin borca batık olması nedeniyle reddedilen şirket hakkında ilk derece mahkemesi resen iflas kararı vermiş, Özel Dairenin bozmasına karşı da şirket yetkililerine yapılan tebligatlara dayanarak direnmiştir. Uyuşmazlık, şirket yetkilisi mahkemeye çağrılıp dinlenmeden iflas kararı verilip verilemeyeceğidir. Hukuk Genel Kurulu, İİK 308'in doğrudan iflas sebeplerine yaptığı atıf nedeniyle İİK 177/son uyarınca borçlunun dinlenmek üzere çağrılması gerektiğini, dinleneceği ihtarını içermeyen tebligatların yeterli olmadığını belirterek direnme kararını bozmuştur.
Uygulamaya etkisi
Konkordato reddiyle birlikte iflas kararı istenen dosyalarda, borçlu şirket yetkililerine duruşmada dinlenecekleri açıkça ihtar edilerek davetiye çıkarılmalıdır; aksi hâlde iflas kararı bozulur ve tasfiye gecikir.
In English
A small trading company applied for a composition with creditors (konkordato); the commercial court rejected the request because the expense advance had not been paid and the company was over-indebted, and declared it bankrupt. The question was whether bankruptcy could be ordered without first summoning and hearing the company's representative. The Assembly of Civil Chambers held that, because Article 308 of the Enforcement and Bankruptcy Law refers to the grounds of direct bankruptcy in Article 177, the debtor must be summoned to be heard before a bankruptcy order is made. Earlier notices that did not warn the representatives that they would be heard at the hearing were not sufficient, so the bankruptcy order was quashed. For creditors, a bankruptcy order made at the end of a failed konkordato can be overturned on this procedural point, delaying liquidation.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Anılan düzenleme uyarınca konkordato talebinin reddi hâlinde talep edenin iflâsa tabi şahıslardan olması durumunda iflâs kararı verilmesi mümkündür, ancak talep edenin iflâsına karar verilebilmesi için doğrudan doğruya iflâs şartlarının da oluşması gerekir. Örneğin borca batık bir sermaye şirketinin konkordato talebinin reddedilmesi hâlinde mahkemece konkordato talep eden şirketin iflâsına resen karar verilecektir. Bu hususta alacaklının ya da talep eden şirketin ayrıca iflâs talebinde bulunması şartı aranmamaktadır.
Somut olayda İİK'nın 308. maddesinde, doğrudan doğruya iflâs nedenlerinden birinin bulunması hâlinde iflâs kararı verilmeden önce şirket yetkilisinin çağrılarak dinlenmesi yönünde açık bir düzenleme olmamakla beraber doğrudan doğruya iflâs nedenlerini düzenleyen İİK'nın 177. maddesinde, aynı Kanun'un 308. maddesindeki hâlin bulunması ve borçlunun dinlenmek üzere mahkemeye çağrılması gerektiği yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında, İİK'nın 308. maddesi uyarınca, şirket yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden iflâs kararı verilmesi yerinde değildir.
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince 24.03.2022 tarihli duruşmada, borçlu şirket yetkilisinin beyanlarının alınması amacıyla duruşmada hazır bulunması gerektiğine dair borçlu şirkete muhtıra tebliğine karar verildiği ve borçlu şirket yetkililerine ayrı ayrı muhtıranın tebliğ edildiği, yargılama sırasında 22.11.2024 havale tarihli bilirkişi ek raporu ile duruşma gününün de borçlu şirketin yetkililerine tebliğ edildiği belirtilmiş ise de 24.03.2022 tarihli duruşmada verilen ara karar uyarınca talep eden şirket yetkililerine duruşma gününü bildirir ihtarlı tebligat çıkartıldıktan sonra takip eden duruşmada iflas kararı verilmediği, yargılamaya devam edilerek iki yıldan fazla süre geçtikten sonra 12.12.2024 tarihli duruşmada iflas kararı verildiği, iflas kararının verildiği duruşma gün ve saati talep eden şirket yetkililerine tebliğ edilmesine karşın tebligatlar incelendiğinde şirket yetkililerine duruşmada dinlenecekleri yönünde gerekli ihtarın yapılmadığı, tebliğ edilen bilirkişi raporuna karşı itiraz etmemenin sonuçlarına yönelik ihtarın da yapılmadığı anlaşılmakta olup, bu nedenle söz konusu tebligatların usulüne uygun olduğundan söz edilemez.
Sonuç: Direnme kararı, Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle HMK 371 uyarınca bozulmuş; karar 09.09.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak verilmiştir.