Anasayfa / Kararlar / 2025/629 E.
Karar · Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
HGK: Sicil adresinden bila tebliğ dönen şirkete TK 35'e göre tebligat yapılabilir
Özet
Kambiyo senedine dayalı takipte borçlu şirkete ticaret sicilindeki adresine gönderilen ödeme emri 'muhatap adreste tanınmıyor' şerhiyle iade edilmiş, ardından aynı adrese TK 35'e göre tebliğ edilmiştir. Borçlu, 'tanınmıyor' şerhinden sonra TK 35 uygulanamayacağını ileri sürerek usulsüz tebliğ şikâyetinde bulunmuştur. Hukuk Genel Kurulu, elektronik tebligat adresi olmayan şirkete posta yoluyla tebligat yapılabileceğini, sicil adresine çıkarılan ilk tebligatın hangi sebeple olursa olsun bila tebliğ dönmesinin TK 35/4 uygulaması için yeterli olduğunu kabul ederek tebligatı usulüne uygun bulan direnme kararını oy çokluğuyla onamıştır.
Uygulamaya etkisi
Şirket borçlular yönünden sicil adresinden dönen ilk tebligatın şerhi ('taşınmış', 'kapalı', 'tanınmıyor') artık TK 35 uygulamasına engel sayılmamaktadır. Adresini değiştirip sicile bildirmeyen şirket, aleyhine kesinleşen takibe usulsüz tebliğ itirazıyla karşı koymakta zorlanacaktır; bu yaklaşım Kurulda oy çokluğuyla benimsenmiştir.
In English
In a bill-of-exchange enforcement, the payment order sent to the debtor company's address in the trade registry came back undelivered with the note 'addressee not known here', and was then re-served at the same address under Article 35 of the Notification Law. The debtor argued that Article 35 cannot be used after an 'unknown' return. The Grand Civil Chamber held, by majority, that for a company with no electronic notification address it is enough that the first notice to the registered address came back undelivered for any reason; the reason for the return does not matter. A foreign creditor can rely on service at the registered address, and companies that move without updating the registry bear the risk.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Tüm bu açıklamalar karşısında ticaret şirketleri TK'nın 7/a maddesine göre kendisine elektronik tebligat yapılması zorunlu olan özel hukuk tüzel kişilerinden ise de tebligatın yapılacağı tarihte elektronik tebligat adresinin bulunmaması veya kendisi için oluşturulan adresin aktivasyon işlemi yapılarak kullanıma açılmamış olması durumunda, elektronik tebligat yapılması mümkün olmadığından TK'nın 7/a maddesinin 3. fıkrası ve yine Elektronik Tebligat Yönetmeliğinin 16. maddesinde açıkça ifade edildiği üzere bu "zorunlu sebep"ten dolayı Tebligat Kanunu'nda öngörülen diğer klasik usullere göre tebligat yapılması gereği açıktır.
Tüzel kişilerin adreslerinin bir sicil veya resmî kayıtta belirli olması sebebiyle meçhul olması düşünülemez. Muhatap ticaret şirketi, ticaret sicilindeki adresini değiştirdiği hâlde yeni adresini ticaret siciline bildirmemişse ticaret sicilinde kayıtlı bulunan mevcut adresi nedeniyle adresi meçhul sayılamaz. TK'nın 35/4 ve Yönetmeliğin 57/4. maddeleri "daha önce kendilerine tebligat yapılmamış olsa bile" hükmünü içermekte olup ticaret sicilinde kayıtlı adrese çıkarılan tebligatın hangi sebeple bila tebliğ iade edilmesi gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Muhatap ticaret şirketinin ticaret sicilindeki adresine TK'nın 35/4. uyarınca tebligat yapılabilmesi için bu adrese daha önce çıkartılan tebliğin yapılamayıp iade edilmiş (bila tebliğ dönmüş) olması yeterlidir. Aksinin kabulü muhatap ticaret şirketine TK'nın 35. maddesine göre tebliğ yapılmasını imkânsız kılar.
O hâlde borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese çıkarılan ödeme emri tebliği TK'nın 35. maddesinin 4. fıkrası gereğince aynı maddenin 2 ve 3. fıkra hükümleri uyarınca usulüne uygundur.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; muhatap tüzel kişinin adresi ticaret sicilinde kayıtlı olduğundan tanınmamasının söz konusu olamayacağı, dolayısıyla tanınmıyor şerhiyle bila tebliğ iade edilen tebligat usulsüz olup TK'nın 35. maddesine göre tebligat yapılamayacağından direnme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
Sonuç: Alacaklı vekilinin temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan oy birliğiyle reddine; borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının oy çokluğuyla onanmasına, 18.06.2026 tarihinde kesin olarak karar verildi.