Anasayfa / Kararlar / 2025/3643 E.
Karar · Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
İİK 94/2: alacaklı adına kayıtlı taşınmazı borçluya tescil ettirmekte yarar var
Özet
İlama dayalı alacağını tahsil edemeyen arsa sahibi alacaklı, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yükleniciye düşen ancak kendi adına kayıtlı kalan iki bağımsız bölümün İİK 94/2 uyarınca alınan yetki belgesiyle borçlu yüklenici adına tescilini istemiştir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, taşınmazlar zaten alacaklı adına kayıtlı olduğundan hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Yargıtay, alacaklının taşınmazları borçlu adına kaydettirip haczederek alacağını tahsil etmek amacıyla açtığı davada hukuki yararının bulunduğunu kabul etmiş; ancak yargılama sırasında takip borcunun tamamen ödenmesiyle dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Uygulamaya etkisi
Borçluya ait olması gerektiği hâlde alacaklının kendi adına kayıtlı kalan taşınmazlar için de İİK 94/2 yolu kullanılabilir; alacaklı bu taşınmazları borçlu adına tescil ettirip haczedebilir. Yargılama sırasında borç ödenirse davanın usulden reddi değil, konusuz kalma nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekir; bu ayrım yargılama giderlerinin yüklenmesinde önem taşır.
In English
A landowner held a court judgment against a contractor and started enforcement. Under their build-for-share contract, two flats were owed to the contractor but were still registered in the landowner's name. Using an authorisation from the enforcement office under Article 94/2 of the Enforcement and Bankruptcy Law, the landowner sued to have the flats registered in the contractor's name so that they could then be attached. The lower courts dismissed the case for lack of legal interest, saying the landowner already held the flats. The Court of Cassation reversed: the creditor did have a legal interest when it sued, since registering the flats to the debtor was the way to attach and sell them; but because the debt was paid in full during the proceedings, the court should have ruled that there was no need to decide (the case became moot) rather than dismissing it on procedural grounds. Practical point: an Article 94/2 action can be used even where the asset is registered in the creditor's own name, and the type of dismissal matters for costs.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Genel olarak hukuki yarar, davacının sübjektif hakkına hukuki koruma sağlama konusunda mahkemeye başvurmasında hali hazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunması olarak kabul edilir. Hukuki yarardan anlaşılması gereken, davacının hakkına kavuşması için mahkemenin yardımının zorunlu olmasıdır. Diğer bir deyişle, kişinin hakkına kavuşması için dava açmak zorunda olması gerekir.
Dosya kapsamında davacı tarafın, ilama dayalı alacağının tahsili istemiyle başlattığı icra takibinde alacağını tahsil edememesi üzerine davalı yüklenici ile arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında davalıya isabet eden taşınmazları İİK'nın 94/2 maddesi kapsamında davalı adına kaydettirip, alacağını bu taşınmazlar üzerine haciz koymak suretiyle tahsil etmek saikiyle açtığı davada hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekirken, sözleşme gereği davalıya isabet eden taşınmazlar üzerinde davacının istifade ve tasarruf yetkisinin bulunduğu yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde görülmemiştir.
Bu açıklamalar ışığında; davacının eldeki davayı açtığı tarihte hukuki menfaati bulunmakla birlikte yargılama sırasında takip alacağını tamamen tahsil ettiği anlaşılmakla iş bu dava konusuz kaldığından mahkemece karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerekirken davada hukuki yarar bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 21.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.