Anasayfa / Kararlar / 2026/1942 E.
Karar · Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Aynı krediye dayalı senet ve sözleşme takibi masaya tek alacak olarak kaydedilir
Özet
Davacı banka, iflas idaresince reddedilen alacak kısmının müflis şirketin iflas masasına kaydını istemiştir. Banka aynı genel kredi sözleşmesinden doğan alacak için hem sözleşmeye dayalı ilamsız takip hem de sözleşmenin teminatı olarak alınan senede dayalı kambiyo takibi yapmış; bölge adliye mahkemesi iki takibi ayrı alacak sayarak davayı kısmen kabul etmiştir. Yargıtay, senedin kredi sözleşmesinin teminatı olması nedeniyle iki takibin tek alacak olarak değerlendirilmesi gerektiğini, itirazları karşılamayan bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu belirterek kararı iflas idaresinin temyizi üzerine bozmuştur. Banka vekilinin temyizi ise miktar itibarıyla kesinlik sınırı altında kaldığından reddedilmiştir.
Uygulamaya etkisi
Kredi alacağı için teminat senedi de takibe konulmuşsa, iflas masasına kayıt davasında iki takip ayrı alacak gibi toplanamaz. Alacaklı, hangi sözleşmeye dayandığını, teminat mektubunun paraya çevrildiği tarihi ve uygulanacak faizi belgeleriyle ortaya koymalıdır.
In English
A bank sought registration in a bankrupt company's estate of the part of its claim that the bankruptcy administration had rejected. The bank had run two enforcement files: one based on a general credit agreement and one based on a promissory note given as security for that same agreement. The regional court treated the two files as separate claims and partly admitted the registration. The Court of Cassation reversed on the administration's appeal, holding that both files rest on the same credit agreement and must be treated as a single claim, and ordered a new expert review of the bank's records, the date the letter of guarantee was paid out and the applicable interest rate. A creditor holding a security note for a loan cannot have the same debt counted twice in the estate.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Davacı tarafından İzmir 18. İcra Dairesi'nin 2022/7998 Esas sayılı icra takip dosyasında, 10.06.2010 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle, İzmir 12. İcra Dairesi'nin 2021/3876 Esas sayılı dosyasında ise genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verilen 10.06.2010 tarihli ve 31.08.2015 vade tarihli kambiyo senedi nedeniyle icra takibine geçilmiştir.
İzmir 12. İcra Dairesi'nin 2021/3876 Esas sayılı dosyasına dayanak kambiyo senedinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın teminatı olarak verilmiş olması nedeniyle her iki icra takibinin dayanağının genel kredi sözleşmesi olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle her iki icra takibi dosyası ayrı alacak olarak değerlendirilemez ve tek bir alacak olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bölge Adliye Mahkemesince bu husus gözden kaçırılarak her iki icra takibi dosyası ayrı alacak olarak değerlendirilmesi doğru olmamıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş, taraflar arasında 10.06.2010 tarihli iki ayrı genel kredi sözleşmesi bulunması nedeniyle davacıya hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacakla ilgili icra takibi yaptığı hususu açıklattırılıp takibe konu genel kredi sözleşmesinin dosyaya ibrazı sağlanarak ayrıca teminat mektubunun paraya çevrildiği tarih tespit edilerek, takip tarihine kadar işlemiş faiz miktarının hesaplanması için ise teminat mektubunun paraya çevrilmesi halinde hangi oran ve miktarda faiz oranının uygulanması gerektiğine ilişkin genel kredi sözleşmesindeki hükümler değerlendirilerek, bu konuda hüküm yoksa tarafların tacir olması nedeniyle avans faizi oranının uygulanması, buna ilişkin tüm belgelerin davacı tarafından mahkemeye ibrazı, ayrıca müflis davacı banka kayıt ve defterleri üzerinde yerinde inceleme yapılması için konusunda uzman yeni bir bilirkişiye inceleme yaptırılarak davacının alacağının bulunup bulunmadığı tereddüde yer vermeyecek şekilde tespit edilmesidir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine, iflas idaresinin temyizi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.