Anasayfa / Kararlar / 2026/1195 E.
Karar · Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Doğrudan iflasta dayanak ilam bozulduysa iflas kararı verilmeden davanın sonucu beklenir
Özet
Alacaklı, henüz kesinleşmemiş alacak ilamını ilamlı takibe koymuş, ödeme yapılmayınca borçlu şirketin İİK 177/4 uyarınca doğrudan iflasını istemiştir. İlk derece mahkemesi iflasa karar vermiş, bölge adliye mahkemesi de ilamın kesinleşmesine gerek olmadığı ve icranın geri bırakılması kararı sunulmadığı gerekçesiyle istinafı esastan reddetmiştir. Yargıtay, ilamın kesinleşmeden takibe ve doğrudan iflas talebine konu olabileceğini kabul etmekle birlikte, takibe dayanak ilamın bu arada Yargıtay'ca borçlu lehine bozulduğunu tespit ederek iflas kararını bozmuş ve ilamlı takibe esas davanın sonucunun beklenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Uygulamaya etkisi
Kesinleşmemiş ilama dayanarak doğrudan iflas isteyen alacaklı, ilamın bozulması halinde iflas yargılamasının asıl davanın sonucuna kadar bekletileceğini hesaba katmalıdır. Borçlu açısından ise dayanak ilamın bozulduğunu iflas dosyasına bildirmek sonucu doğrudan etkiler.
In English
A creditor holding a first-instance money judgment (not yet final) enforced it and, after the debtor company did not pay, applied for direct bankruptcy of the debtor under Article 177/4 of the Enforcement and Bankruptcy Law. The commercial court declared the debtor bankrupt and the regional court of appeal upheld that ruling, holding that the judgment did not need to be final and the debtor had not obtained a stay of execution. The Court of Cassation agreed that a non-final judgment may support enforcement and a bankruptcy petition, but noted that the underlying judgment had meanwhile been reversed on appeal in the debtor's favour; it therefore quashed the bankruptcy decision and ordered the court to await the outcome of the main case. Practical point: a creditor relying on a non-final judgment should expect the bankruptcy proceedings to stall if that judgment is reversed.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Alacak istemiyle açılan bir dava sonucunda alınan ilamın, ilamlı takip konusu yapılabilmesi için kural olarak kesinleşmesi gerekmez. Borçlu tarafından İİK'nın 36. maddesi uyarınca icranın geri bırakılması kararı getirilmediği sürece ilamlı takibe devam edilir. İİK'nın 177/4. maddesi uyarınca açılan doğrudan iflas talebinde; icranın geri bırakılması kararı getirilmişse temyizin sonucu beklenir. Aksi halde iflas yargılamasına devam edilir.
İlamlı takip konusu ilamın Yargıtay'ca bozulması bu ilamla ilgili olarak açılan iflas talebini ortadan kaldırmaz, ancak takip olduğu yerde durur. (İİK m.40/1.) İlamlı takibe esas dava Yargıtay'ca bozulduktan sonra reddedilirse icra tamamen veya kısmen eski haline iade olunur.
Somut olayda, İİK'nın 177/4. maddesi uyarınca yapılan iflas talebinde, ilamlı takip konusu ilamın, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 03.03.2026 tarih ve 2025/3755 Esas, 2026/1172 Karar sayılı ilamıyla borçlu lehine bozulmuş olduğu anlaşıldığından mahkemece ilamlı takibe esas davanın sonucu beklenerek iflas talebi yönünden bir karar verilmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.