Anasayfa / Kararlar / 2026/175 E.

Karar · Yargıtay 3. Hukuk Dairesi

Miktarı yargılamayla belirlenen avukatlık ücreti alacağında icra inkar tazminatı verilmez

Mahkeme
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
Esas
2026/175
Karar
2026/3861
Karar tarihi

Özet

Azledilen avukat, ücret sözleşmesinden doğan alacağı için ilamsız takip başlatmış, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açmıştır. Mahkeme, azlin haklı olmadığını kabul ederek alacağı bilirkişi raporuyla belirlemiş ve davacı lehine icra inkar tazminatına da hükmetmiştir. Yargıtay, alacağın esasına ilişkin itirazları reddetmiş; ancak alacak miktarının tespiti yargılamayı gerektirdiğinden alacağın likit olmadığını, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek hükmü bu yönden düzelterek onamıştır.

Uygulamaya etkisi

İtirazın iptali davasında icra inkar tazminatı talep eden alacaklı, borçlunun borç miktarını kendi başına hesaplayabilecek durumda olduğunu göstermelidir. Miktarı bilirkişi incelemesiyle belirlenebilen alacaklarda dava kazanılsa bile bu tazminat beklenmemelidir.

In English

A lawyer who had been dismissed by a client started enforcement proceedings for fees under their fee agreement; the client objected, and the lawyer sued to set aside the objection. The courts below found the dismissal unjustified, fixed the fee through an expert report and also awarded the lawyer 'denial compensation' (a statutory penalty on debtors who wrongly object). The Court of Cassation upheld the claim itself but removed the denial compensation, holding that it can only be awarded where the debt is liquidated, meaning the debtor could have calculated the exact amount on his own; here the amount could only be fixed through the court proceedings. Practical point: creditors should not count on this extra compensation where the amount of the claim depends on an expert calculation.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2 maddesince; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını dava ederek haklı çıkması gerekir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra takip ve itiraz edilmesiyle duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır.

Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez.

Somut uyuşmazlıkta; alacağın miktarının tespit edilmesi yargılamayı gerektirdiğinden, alacak likit olarak kabul edilemez. Bu durumda Mahkemece, hüküm altına alınan alacak üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Sair temyiz itirazları reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış ve İlk Derece Mahkemesi hükmü "Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine" şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMIŞTIR; 17.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/