Anasayfa / Kararlar / 2026/1683 E.

Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Çekte cirosu bulunmayan sigortacı, halefiyete dayanarak kambiyo takibi yapamaz

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas
2026/1683
Karar
2026/3845
Karar tarihi

Özet

Çeke dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip, lehtar şirketle birlikte çekin ciro silsilesinde yer almayan bir sigorta şirketi tarafından da başlatılmış; keşideci ve avalist takibin iptalini istemiştir. İlk derece mahkemesi şikayeti reddetmiş, istinaf başvurusu da esastan reddedilmiştir. Yargıtay, sigorta şirketinin sigorta sözleşmeleri ve protokole dayanan kanuni halefiyet iddiasının yargılamayı gerektirdiğini, icra mahkemesinin dar ve şekli inceleme yetkisiyle bunu değerlendiremeyeceğini, cirosu bulunmayan bu şirketin alacaklı sıfatı olmadığından takibin onun yönünden iptali gerektiğini belirterek kararları kaldırıp bozmuştur.

Uygulamaya etkisi

Kambiyo yoluyla takip ancak senet üzerindeki şekli unsurlardan yetkili hamil olduğu anlaşılan kişi tarafından yapılabilir; halefiyet veya temlik iddiası senetten anlaşılmıyorsa genel yollara başvurulmalıdır. Borçlu ise takipte ciro silsilesinde yer almayan alacaklı gördüğünde bu durumu icra mahkemesinde ileri sürebilir; mahkeme bunu re'sen de inceler.

In English

A cheque was enforced through the special bill-of-exchange enforcement track by the payee and, alongside it, by an insurance company that did not appear anywhere in the chain of endorsements. The insurer relied on statutory subrogation under its insurance contracts and a protocol. The Court held that the enforcement court's review in this track is narrow and formal; whether the insurer has stepped into the creditor's shoes through subrogation requires a full trial, so the insurer is not a legitimate holder and the proceedings must be cancelled as regards that insurer. In practice, an insurer that has paid out and wants to recover on a cheque should sue in an ordinary court or use general enforcement, not the cheque-specific route.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

TTK'nın 790. maddesinde; "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır." düzenlemesine yer verilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta; takip dayanağı olan 30.06.2019 düzenleme tarihli çekte lehtar ... A.Ş. olup, diğer takip alacaklısı ... Sigorta A.Ş.'nin, çekin ibrazından önce ciro silsilesinde yer almadığı görülmüştür.

İcra mahkemelerinin, kambiyo senetlerine mahsus takiplerde alacaklının takip hakkının bulunup bulunmadığı hususundaki yetkisi, dar ve şekli bir inceleme ile sınırlı olduğu, takip konusu çekte cirosu bulunmayan ... Sigorta A.Ş.'nin, protokol ve sigorta sözleşmeleri gereğince TTK'nın 1472. maddesinde düzenlenen kanuni halefiyet ilkeleri gereğince alacaklının takip hakkı bulunup bulunmadığına ilişkin değerlendirme yargılamayı gerektirdiğinden icra mahkemesince, önüne gelen şikayet nedeniyle bu kapsamda bir değerlendirme yapılamayacağı tabiidir.

İİK'nın 170/a-2. maddesi gereğince; icra mahkemesi, yasal sürede yapılan itiraz veya şikayet nedeniyle icra mahkemesine intikal eden işlerde, öncelikle, takip dayanağı senedin kambiyo vasfında olup olmadığını veya alacaklının kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip hakkının bulunup bulunmadığını re'sen inceleyerek takibin iptaline karar verebilir.

Hal böyle olunca; alacaklı ... Sigorta A.Ş.'nin alacaklı sıfatı bulunmadığı nazara alınarak, şikayetçi borçlular hakkındaki takibin adı geçen şirket yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ve istinaf başvurusunun da Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, 01.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/