Anasayfa / Kararlar / 2026/1007 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Bonodaki 'İst' yetki kaydı İstanbul'u gösterir; tacirler arasında takip orada yapılmalı
Özet
Bonoya dayalı kambiyo takibinde borçlu, senetteki yetki kaydında yer alan 'İst' ibaresinin tahrif edildiğini ve İstanbul icra dairesinin yetkili olduğunu ileri sürerek yetki itirazında bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, tahrifattan önce 'İst' yazdığını tespit etmekle birlikte bu ibarenin geçerli bir idari birimi ifade etmediği gerekçesiyle itirazı reddetmiş, bölge adliye mahkemesi de istinafı esastan reddetmiştir. Yargıtay, 'İst' ibaresinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde İstanbul'u ifade ettiğini, tarafların tacir olup yetki sözleşmesi yapabileceklerini belirterek takibin İstanbul İcra Müdürlüğünde başlatılması gerektiğine ve yetki itirazının kabulü gerektiğine hükmetmiştir.
Uygulamaya etkisi
Tacirler arasındaki bonolarda kısaltmayla yazılmış yetki kaydı da geçerli kabul edilebilir; alacaklı takibi senetteki yetki kaydına uygun icra dairesinde başlatmalıdır. Borçlu, senet üzerindeki tahrifatı bilirkişiyle ortaya koyarak yetki itirazında sonuç alabilir.
In English
A creditor started a bill-of-exchange enforcement proceeding on a promissory note in a provincial enforcement office, although the note's jurisdiction clause originally read 'İst' before it was altered. The lower courts rejected the debtor's objection to venue, holding that 'İst' did not identify any administrative unit. The Court of Cassation reversed: 'İst' unmistakably means Istanbul, and since both parties were merchants who could validly agree on jurisdiction, the proceeding had to be started at the Istanbul enforcement office. Practical point: when the note contains a valid jurisdiction clause between merchants, filing elsewhere exposes the creditor to a successful venue objection.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
İİK'nın 50. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HMK'nın yetkiye ilişkin hükümleri uyarınca; bonoya dayalı olarak, borçlunun ikametgahının bulunduğu yerdeki genel yetkili icra dairesinde (HMK. 6. md.), bonoda öngörülen ödeme yerinde, ancak 6102 sayılı TTK'nın 777/3. maddesine göre ödeme yeri gösterilmeyen bonoda, düzenlenme yerinin ödeme yeri olduğunun kabulü gerekeceğinden, bononun düzenlenme yerinde icra takibi yapılabilir.
Görüldüğü üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile getirilen yeniliklerden bir tanesi de yetki sözleşmelerine ilişkin olup, yetki sözleşmesi düzenleyebilecek şahıslar sadece tacirler veya kamu tüzel kişileri olarak belirlenmiştir. Madde metninde tacirden anlatılmak istenen, işin ticari nitelikte olması değil, tarafların kanunlarda tacir olarak tanımlanan kişiler olmasıdır. Sözleşmenin konusunun ticari iş olması, gerçek kişilere yetki sözleşmesi yapma imkanı vermemektedir.
Somut olayda; alacaklı tarafından bir adet bonoya dayalı olarak ... kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takibe başlandığı, takip dayanağı bonoda tahrifattan önceki hali ile "İst" mahkemelerinin yetkili kılındığı görülmektedir. Dairemizin yerleşik uygulamasına göre, dayanak bonoda "İst" olarak belirtilen ibarenin idari birim olarak hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta İstanbul olduğu kabul edilmektedir. Tarafların gerçek kişi tacir oldukları ve yetki sözleşmesi yapabilecekleri mahkemece kabul edilmiş olup, alacaklının aksi yönde bir istinaf başvurusu da bulunmadığından, bu husus tarafların da kabulündedir. Bu durumda, HMK'nın 17. maddesi uyarınca takibin yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan İstanbul İcra Müdürlüğünde başlatılması gerekir.
O halde, İlk Derece Mahkemesince, yetki itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi yönünde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.