Anasayfa / Kararlar / 2026/3140 E.

Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Kira sözleşmesinin tarafı olmayan şirket aleyhine icra mahkemesinden tahliye istenemez

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas
2026/3140
Karar
2026/3701
Karar tarihi

Özet

Kiraya veren, 13 örnek ödeme emriyle başlattığı takipte borçlunun itirazı üzerine itirazın kaldırılması ve tahliye istemiş; ilk derece mahkemesi talebi kabul etmiş, bölge adliye mahkemesi ise kiralananın niteliğinin yargılamayı gerektirdiği gerekçesiyle reddetmiştir. Yargıtay, takibe dayanak kira sözleşmesinin kiracısı ile takip borçlusu şirketin farklı olduğunu tespit etmiştir. İİK 269/2'deki sözleşmeyi kabul etmiş sayılma kuralının yalnızca sözleşme tarafları ile takip tarafları aynı ise uygulanacağını belirterek, ret kararını bu gerekçeyle sonucu itibarıyla doğru bulup onamıştır.

Uygulamaya etkisi

Kiraya veren, takibi kira sözleşmesinde kiracı olarak görünen kişiye yöneltmelidir; kiralananı fiilen kullanan başka bir şirket aleyhine icra mahkemesinde tahliye kararı alınamaz. Kararda ayrıca kiralananın çatılı iş yeri olup olmadığının hukuki bir sorun olduğu ve icra mahkemesince belirlenebileceği vurgulanmıştır.

In English

A landlord started a rent enforcement (form 13) against a company and asked the enforcement court to lift the objection and order eviction, but the lease relied on had been signed with a different tenant. The Court of Cassation held that the rule deeming a lease accepted when the debtor does not expressly deny it applies only where the parties to the lease and the parties to the enforcement are the same; a company that is not a party to the lease does not become one by failing to object. The request was therefore rightly dismissed. The Court added that whether premises are a 'roofed workplace' is a legal question the enforcement court can decide itself.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

İcra ve İflas Kanunu'nun 269/2. maddesi hükmü gereğince ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu yedi gün içinde itiraz sebeplerini aynı yasanın 62. maddesi hükümleri dâhilinde icra dairesine bildirmeye mecburdur. Borçlu itirazında kira akdini ve varsa buna ait mukavelenamedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmez ise akdi kabul etmiş sayılır. Bu hükmün anlamı, takibe dayanak kira sözleşmesinin o takip yönünden varlığının ve geçerliliğinin tartışılmayacağıdır. Ne var ki, bu kural ancak takibin dayanağı kira sözleşmesinin kiracı ve kiralayan taraflarının takibin tarafları ile aynı olması hali için geçerlidir. Takibin tarafı olmayan takip borçlusunun, dayanak kira sözleşmesine ve kira sözleşmesindeki imzaya itiraz etmemesi halinde sözleşmesinin tarafı haline geleceğinin kabulü mümkün değildir.

Somut olayda, takibin dayanağı olan 1.04.2014 tarihli kira sözleşmesinin taraflarının alacaklı/kiraya veren ... ile kiracı ... olduğu, takipte ise dayanak kira sözleşmesinin tarafı olmayan [borçlu şirketin] borçlu olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, kira sözleşmesinin tarafı olmayan şirket hakkında başlatılan ve itiraz üzerine ... takibe yönelik itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddi gerekir.

Diğer taraftan, kiralananın çatılı iş yeri olup olmadığının tespiti hususu yargılamayı gerektiren bir husus olmayıp, bir hukuki sorundur. Sözleşmenin niteliğini belirlemek icra mahkemesinin görevindedir. Bölge Adliye Mahkemesinin, bu yöndeki hukuki uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğine dair gerekçesi de doğru görülmemiştir.

Sonuç: Alacaklının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu doğru Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370. maddesi uyarınca onanmasına, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/