Anasayfa / Kararlar / 2025/10000 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Senede ceza soruşturmasında el konulmuşsa takip o senet yönünden durdurulur, kalanı sürer
Özet
Alacaklı iki bonoya dayalı takip başlatmış; borçlu şirket yetkilisinin şikâyetiyle yürütülen soruşturmada sulh ceza hakimliği senetlerden birine el koymuş, Cumhuriyet başsavcılığının talebiyle icra müdürlüğü takibi durdurmuştu. İcra mahkemesi durdurmayı yerinde bulurken Bölge Adliye Mahkemesi, savcılık yazısıyla takip durdurulamayacağı gerekçesiyle alacaklının şikâyetini kabul etti. Yargıtay, sahtelik iddiasının, savcılığa şikâyetin veya ceza davasının takibi kendiliğinden durdurmayacağını, HMK 209'un icra takibine etkisi olmadığını; ancak somut olayda el koyma kararı bulunduğundan takibin el konulan senet tutarı yönünden durdurulması, diğer senet yönünden devam etmesi gerektiğini belirterek kararı bozdu.
Uygulamaya etkisi
Borçlu, sahtelik iddiasıyla takibi durdurmak için yalnızca suç duyurusuna güvenmemeli; menfi tespit davasında İİK 72 uyarınca tedbir veya ceza yargılamasında senede ilişkin bir karar almalıdır. Alacaklı açısından ise el koyma yalnızca ilgili senet tutarını etkiler, takip diğer senetler için sürer.
In English
A creditor enforced two promissory notes against a company. In a criminal forgery investigation a criminal judgeship ordered the seizure of one of the notes, and the prosecutor asked the enforcement office to stop the proceedings, which it did; the regional court later held that a prosecutor's letter could not stop enforcement and reinstated it in full. The Court of Cassation restated that a forgery allegation, a criminal complaint or a criminal case does not by itself stop enforcement, and that the Code of Civil Procedure rule barring use of a disputed document does not apply to enforcement; only an interim measure from the court can do so. Because a criminal judgeship had formally seized one note, enforcement had to be stopped for that note's amount and continue for the other. Creditors should expect partial suspension where a criminal court seizes the instrument, while debtors should obtain a court order rather than rely on a complaint alone.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
İcra mahkemesi, önüne gelen itiraz ve şikayetleri, İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen özel usul kurallarını uygulayarak takip hukuku bakımından kesin hükme bağladığından, anılan mahkemenin kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımaz. Bu nedenle borca veya imzaya itirazın incelenmesi sırasında sahtelik iddiasına dayalı olarak genel mahkemelerde açılan davaları bekletici mesele yapamayacağı gibi takibin durdurulmasına da karar veremez. Sadece İİK'nın 169/a-2. maddesi uyarınca itirazın esası hakkındaki kararına kadar icra takibinin muvakkaten durdurulmasına karar verebilir. İcra mahkemesince takibe konu alacakla ilgili bir karar verilmiş olması, aynı alacak hakkında genel mahkemelerde dava açılmasına engel oluşturmaz.
Borçlunun sahtelik nedenine dayalı olarak açtığı menfi tespit davası, İİK'nın 72. maddesi kapsamında bir dava olup, anılan maddedeki usule göre mahkemeden alınacak ihtiyati tedbir kararı ile icra takibi durdurulabilir. Sahtelik nedeniyle açılan menfi tespit davası gibi, cumhuriyet savcılığına aynı nedenle yapılan şikayet ve ceza mahkemesinde açılan dava da kendiliğinden icra takibini durdurmaz ve bekletici mesele yapılamaz. Ceza mahkemesince tedbir kararı verilirse icra takibi durdurulabilir.
Yukarıda açıklanan ilke ve kurallar ışığında, takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi, HMK'nun 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi yoktur.
O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile icra takibin 7.400.000,00 TL asıl alacak yönünden durdurulmasına, 7.800.000,00 TL asıl alacak yönünden devamına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Borçlunun temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK 373/2 uyarınca bozuldu ve dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderildi; 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.