Anasayfa / Kararlar / 2025/9648 E.

Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Çekteki ciro yetkisizliği itirazı borca itirazdır; reddinde para cezası verilmez

Mahkeme
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Esas
2025/9648
Karar
2026/2558
Karar tarihi

Özet

Çeke dayalı kambiyo takibinde borçlu şirket; çeki şirket adına cirolayanların yetkisiz olduğunu, paraf imzasının kime ait olduğunun belli olmadığını ve zamanaşımını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi itirazları reddederek borçlu aleyhine %20 tazminat ve %10 para cezasına hükmetmiştir. Yargıtay, ciro yetkisine ilişkin itirazın borca itiraz niteliğinde olduğunu, imza incelemesinin de yalnızca kambiyo vasfıyla ilgili paraf imzasına ilişkin bulunduğunu belirterek para cezasını hükümden çıkarmış, kararı bu şekilde düzelterek onamıştır.

Uygulamaya etkisi

Ciro yetkisine dayanan itirazlar imzaya itiraz değil borca itiraz sayıldığından, reddedilmeleri halinde borçlu para cezası riski taşımaz; ancak takip durmuşsa %20 tazminat yine gündeme gelir. Alacaklı, para cezası talebini ancak gerçek bir imza inkârı varsa ileri sürebilir.

In English

In a cheque-based enforcement proceeding, the debtor company argued, among other things, that the persons who endorsed the cheque in its name had no authority to do so and that a paraph on the cheque was of unknown origin. The court of first instance dismissed all objections and ordered the debtor to pay both 20 per cent compensation and a 10 per cent fine. The Court held that an objection to the endorsers' authority is an objection to the debt, not to the signature, so the 20 per cent compensation was correct but the fine, which applies to rejected signature objections, should not have been imposed; it struck out the fine and upheld the rest. For creditors, the practical point is that a debtor's failed objection still triggers the 20 per cent compensation where the proceeding was suspended.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

Somut olayda, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takibe karşı borçlu şirketin sair itirazlarının yanında takibe konu çeki şirket adına cirolayan kişilerin şirket adına ciro yetkisinin bulunmadığını ve çekteki paraf imzasının kim tarafından atıldığının belli olmadığını ileri sürerek itiraz ve şikayette bulunduğu görülmekle her ne kadar dosya kapsamında imza incelemesi yapılmış ise de bu husus paraf imzasına ilişkin olup çekin kambiyo vasfının tespiti ile ilgilidir.

Borçlunun, takibe konu çeki şirket adına cirolayan kişilerin şirket adına ciro yetkisinin bulunmadığına ilişkin itirazı dairemizin yerleşik içtihatlarına göre İİK'nun 169/a maddesinde düzenlenen borca itiraz niteliğindedir. İİK'nun 169/a-6. maddesinde, itirazın reddi halinde, takip muvakkaten durdurulmuş ise borçlunun, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edileceği belirtilmiştir.

O halde, mahkemece İİK'nun 169/a maddesi uyarınca borçlu aleyhine asıl alacağın % 20'si oranında tazminata hükmedilmesi yerinde ise de; borçlunun itirazının borca itiraz olarak kabulü ile imza incelemesinin paraf imzaya ilişkin olduğu gözetilerek borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmemesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekir ise de; yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.

Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılmış, İlk Derece Mahkemesi kararının para cezasına ilişkin bendi hükümden çıkarılarak karar düzeltilmiş ve onanmıştır; 20.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/