Anasayfa / Kararlar / 2026/2448 E.

Karar · Yargıtay 6. Hukuk Dairesi

Sıra cetveli: kesinleşmiş ilamda rehin hakkı reddedilen alacak öncelik iddia edemez

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas
2026/2448
Karar
2026/2975
Karar tarihi

Özet

Şikayetçi alacaklı, alacağının kanuni rehin hakkı veren kurtarma alacağı olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinde altıncı sırada gösterilmesine itiraz etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi alacağın rehinli olduğunu kabul etmekle birlikte, diğer alacaklının kurtarma alacağı tarih itibarıyla önce geldiği için şikayeti reddetmiştir. Yargıtay sonucu doğru bulmuş, ancak gerekçeyi düzeltmiştir: Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin kesinleşmiş ilamında şikayetçinin alacağı için kanuni rehin hakkı bulunmadığı tespit edildiğinden şikayetin bu nedenle reddi gerekir.

Uygulamaya etkisi

Sıra cetvelinde rehinli alacaklı olarak öncelik isteyen alacaklının, rehin hakkının alacağı doğuran kesinleşmiş ilamla uyumlu olduğundan emin olması gerekir; takip türünün rehin takibi olarak başlatılmış olması tek başına öncelik sağlamaz.

In English

A creditor complained that a ranking schedule ('sıra cetveli') placed it sixth, arguing that its claim was a salvage claim carrying a statutory maritime lien and should rank ahead. The regional court of appeal accepted that the claim carried a lien but still dismissed the complaint because the other creditor's salvage claim was older. The Court of Cassation upheld the dismissal but corrected the reasoning: an earlier final judgment of the Court had found that the complaining creditor's claim carried no statutory lien, so it could not claim priority as a secured creditor at all. Practical point: whether a claim is secured for ranking purposes follows from the final judgment that established it, not from the type of enforcement proceeding later chosen.

Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update

Kararın ilgili bölümü

Yargıtay'ın değerlendirmesinden:

Şikayet, sıra cetvelinin iptali istemine ilişkindir.

Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre şikayetçi vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Katılma yoluyla şikayet olunan vekilinin temyiz istemi yönünden ise; Bölge Adliye Mahkemesi kararında "Mahkemenin gerekçesi isabetsizdir. Yukarıda anlatıldığı üzere davacının alacağının kurtarma alacağı olarak kesinleştiği, bu alacağın da kanuni rehin hakkı verdiğinden takibinin de taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip olarak kesinleştiği, davalının alacağının da aynı nitelikte olduğu ancak birinci sırada yer verilen davalı alacağının TTK'nın 1324 maddesine göre kurtarma faaliyet tarihine göre daha önce olduğundan bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmelidir." gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş ise de; Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.01.2020 tarih, 2018/2926 Esas, 2020/95 Karar sayılı ilamında "kanuni rehin hakkının bulunmadığı" tespiti müşteki açısından güçlü delil olduğundan, şikayet olunan alacağının kurtarma alacağı ve tarih itibariyle ilk sırada bulunması nedeniyle şikayetin reddi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun'un 370/4 hükmü gereğidir.

Sonuç: Şikayetçi vekilinin temyiz itirazlarının reddine; katılma yoluyla şikayet olunan vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına 02.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Kaynak: https://karararama.yargitay.gov.tr/