Anasayfa / Kararlar / 2026/564 E.
Karar · Yargıtay 12. Hukuk Dairesi
Haciz ihbarnamesinde takip alacağının gösterilmesi yeterli; 89/3 fazlası iptal edilir
Özet
Kambiyo senetlerine özgü takipte üçüncü kişi, kendisine gönderilen 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerinin usulsüz olduğunu ileri sürerek şikâyette bulundu; bölge adliye mahkemesi, farklı alacak miktarları içerdikleri gerekçesiyle ikinci ve üçüncü ihbarnamelerin tamamını iptal etti. Yargıtay, alacaklının borçlu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğunu, bu nedenle haciz ihbarnamesinde takip konusu alacağın gösterilmesinin yeterli olduğunu belirtti. İkinci ihbarname usulüne uygun olduğundan, üçüncü ihbarnamenin yalnızca ikinci ihbarnamedeki haciz miktarını aşan kısmının iptali gerektiği gerekçesiyle kararı bozdu.
Uygulamaya etkisi
İhbarnameler arasındaki tutar farkı, tüm haciz ihbarnamesi zincirini geçersiz kılmaz; üçüncü haciz ihbarnamesi, ikinci ihbarnamede belirtilen miktarla sınırlı olarak ayakta kalır. Alacaklılar ihbarname tutarlarını tutarlı düzenlemeli, üçüncü kişiler ise şikâyette tam iptal yerine fazla kısmın iptaliyle karşılaşabileceklerini hesaba katmalıdır.
In English
In a bill-of-exchange enforcement, a third party challenged the first, second and third garnishment notices served on it, and the regional court annulled the second and third notices entirely because they stated different amounts. The Court of Cassation held that a creditor, being a stranger to the debtor's relationship with the third party, cannot be expected to know the exact amount owed to the debtor, so stating the enforced claim with interest and costs is enough. Since the second notice was valid and fixed the garnishment at a lower figure, the third notice could only be annulled to the extent it exceeded that figure, not as a whole. Practical point: an inconsistency between garnishment notices does not void the procedure; the amount in the second notice sets the ceiling.
Monthly English summaries: Turkish Enforcement Law Update
Kararın ilgili bölümü
Yargıtay'ın değerlendirmesinden:
Borçlunun İİK'nın 89/1. maddesinde belirtilen hak ve alacaklarının haczi anılan madde de belirtilen usule göre birinci, ikinci, üçüncü haciz ihbarnameleri çıkarılarak yapılır. Mevcut alacaklarının haczi için haciz ne miktar para alacağı için olduğunun haciz ihbarnamesine yazılması yeterlidir. Ancak takip borçlusu ile üçüncü kişi arasında mevcut olan bir hukuki ilişkiye (temele) dayanarak ilerde doğması muhtemel bulunan alacaklar haciz ihbarnamesi ile haczedilir(Kuru, Baki, İcra İflas Hukuku El Kitabı II B. Ankara, 2023, S. 492).
Somut olayda, şikayete konu birinci haciz ihbarnamesinde haczin neye ilişkin olduğunun (2828 Sayılı ... Kanunu Gereği Yardım Ödemeleri İle Yardım Ödemelerinin Yapıldığı Yardım Hesapları Hariç) şeklinde yazılı olduğu, ihbarnamenin alacaklı tutarı, faiz ve giderlere ilişkin bölümünde alacak tutarının 652.138,75 TL olarak gösterildiği, ikinci haciz ihbarnamesinin 4 nolu bendinde haciz miktarının 476.126,00 TL olarak belirtildiği görülmüş olup haczin ikinci haciz ihbarnamesinde belirtilen miktar (476.126,00 TL) üzerinden konulduğu anlaşılmıştır. Üçüncü haciz ihbarnamesinin 4 nolu bendinde haciz miktarının 667.596,59 TL olarak belirtildiği görülmüş ise de haczin ikinci haciz ihbarnamesinde belirtilen miktar (476.126,00 TL) üzerinden konulduğu kabul edilmelidir.
Alacaklı takip borçlusu ile üçüncü kişi arasındaki ilişkiye yabancı olduğundan borçlunun üçüncü kişideki alacağının miktarını bilmesi güçtür. Bu nedenle haciz ihbarnamesinde sadece takip konusu alacağın gösterilmesinin yeterli olduğu şeklinde Yönetmeliğin 42. maddesinin yorumlanması gerekir.
O halde Bölge Adliye Mahkemesince, ikinci haciz ihbarnamesinin usulüne uygun olduğu nazara alınarak üçüncü haciz ihbarnamesi de ikinci haciz ihbarnamesine uygun olması gerektiğinden, üçüncü haciz ihbarnamesine ilişkin olarak ikinci haciz ihbarnamesinde belirtilen haciz miktarının aşan kısmın iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Alacaklının temyiz itirazları kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK 373/2. madde uyarınca bozuldu; 05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.